Osteoporoz kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan ve en
yaygın görülen kemik metabolizması hastalığıdır. Kemiklerin
kütlesinin azalması kolaylıkla kırılabilmesine neden
olmaktadır. Kemik kütlesi yanında osteoporozda iskelete ait
ikinci önemli faktör kemik kalitesidir. Kemik kalitesinde
yetersizliğe yol açan en önemli neden ileri yaştır. Yaş
ilerledikçe aynı kemik mineral yoğunluğunda dahi kırık riski
daha yüksektir. Osteoporozun kelime anlamı; osteo (kemik)
poroz (delikli) kelimelerinin birleşmesinden oluşur, delikli
kemik halk arasında kemik erimesi olarak bilinir.
50 yaşın üzerinde her 8 kişiden 1' inde osteoporoza bağlı
omurga kırığı gelişmekte olup bu oran yaş ile birlikte
artmaktadır. Kalça kırığı 70 yaşın üzerindeki her 3 kadından
ve her 9 erkekten 1' inde görülen önemli bir sağlık
problemidir. Osteoporotik kırıklar olarak tanımlanan
kırıklar; el bileği, omurga ve kalça kırıklarıdır. Bu
kırıklar kişinin fiziksel,psikolojik ve sosyal durumu ile
sağlıkla ilgili yaşam kalitelerini olumsuz olarak
etkilemektedir

Osteoporozdan etkilenen insanların %80'i kadınlardır.
Kadınlarda daha sık rastlanan Romatoid artrit gibi iltihaplı
romatizmaların varlığı ya da kortizon, tiroksin gibi
ilaçların kullanımı halinde osteoporoz riski artmaktadır.
Erkek osteoporozu da özellikle son yıllarda klinik tıpta
önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tüm vertebra korpus
kırıklarının %14'ü ve yine tüm kalça kırıklarının %25-30'u
erkeklerde görülmekte ve önemli bir oranda hastalık ve ölüm
nedeni olabilmektedir. Osteoporozun kadınlara oranla
erkeklerde daha nadir görülmesinin nedenleri arasında
erkeklerdeki kısa yaşam beklentisi, iskelet gelişimi
sırasındaki yüksek kemik kütlesi oranı ve kemik yıkımını
hızlandıran menapoz eşdeğeri bir durumun olmaması
sayılabilir.
Kemik yaşam boyu sürekli yapılan, yıkılan canlı bir
dokudur. Yaşam süresince eski kemik yıkılır ve bunun yerini
yeni kemik alır. Kemik bal peteği görünümünde olup başta
kalsiyum olmak üzere önemli mineralleri depolar. Yirmi-yirmibeş
yaşlarına kadar yiyeceklerden alınan kalsiyumun kemiği
yenileme kapasitesi kemiğin yıkım hızından daha yüksektir.
Otuzlu yaşlarda tepe kemik kütlesi adı verilen en yüksek
kemik kütlesine ulaşılır. Bu dönem kemiğin en güçlü olduğu
dönemdir. Tepe kemik kütlesini etkileyen faktörler büyüme
sırasında rol oynayan genetik program, mekanik yüklenme,
beslenme ve hormonal faktörlerdir. Büyüme esnasında optimal
kemik birikimi için yeterli kalsiyum alınmalı, normal
östrojen salgılanmalı ve yeterli vücut ağırlığı olmalıdır.
İleri dönem yaşlardan ziyade büyüme esnasında mekanik
yüklenme de önemli rol oynamaktadır.
Kırk yaş civarında kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya
başlar. Bu kayıp menapozdan sonra kadınlarda östrojen
hormonunun seviyesinin düşmesine bağlı olarak
hızlanmaktadır. Menapozdan sonraki ilk 5 yıl kemik
kütlesinin en hızlı kaybedildiği zaman dilimidir. Bu dönemde
kadınlar her yıl kemik kütlerinin %3'ünü kaybedebilirler.
Hızlı kayıp döneminin sonlarında 60 yaş civarında
osteoporozun ilk belirtileri; kamburlaşma, boy kısalması,
yaygın sırt ağrıları ya da ufak bir zorlama sonucu oluşan
kırıklar şeklinde ortaya çıkar.
RİSK FAKTÖRLERİ
Genç bir erişkin iken ulaştığımız tepe kemik kütlesi ve
yaşlanmaya başladığımızda oluşması beklenen kemik kaybının
hızı osteoporoz gelişme riskimizi belirler. Kimlerin önceden
bu hastalığa yakalanacağı önceden öngörülememektedir. Ancak
hastalığa yakalanma riski aşağıdaki durumlarda artmaktadır:
· 45 yaşın altında doğal ya da cerrahi menapoz
· Kadın olmak
· İleri yaş
· Ufak tefek zayıf yapıda ve beyaz tenli olmak
· Ailede osteoporotik kırık öyküsü (Özellikle annede kalça
kırığı)
· Daha önce kırık geçirmiş olmak (Ön kol kırığı gibi)
· İnflamatuar (iltihaplı) eklem hastalığı yada astım varlığı
· Kemik yıkımını hızlandıran ilaçların kullanımı
(kortizon,guatr ilaçları,sara ilaçları,heparin vb)
· Kalsiyumdan fakir beslenme, yetersiz D vitamini
· Sigara içme, alkol kullanımı, fazla kahve tüketimi
· Aşırı tuz, protein alımı
· Düzenli egzersiz yapma alışkanlığının olmayışı
· Erkeklerde düşük testosteron düzeyi
· Uzun süreli yatak istirahati
· Bunama
· Kronik böbrek yetmezliği
· Malabsorbsiyona neden olacak gastrointestinal sistem
sorunları
· Tirotoksikoz (tiroid hormonunun fazla salgılanması)
· Hiperparatiroidi (paratiroid hormonunun fazla
salgılanması)
Yukarıdaki faktörlerden bir ya da birden fazlası sizde
var ise osteoporoza yakalanma ve kırık riskiniz yüksektir.
Osteoporoz riskiniz olup olmadığını anlamak için
Uluslararası Osteoporoz Vakfı tarafından hazırlanan BİR
DAKİKALIK OSTEOPOROZ RİSK TESTİ 'nden yararlanabilirsiniz.
1) Anne veya babanızda basit bir zorlanma veya hafif bir
düşme sonrasında kalça kırığı oldu mu ?
-Evet -Hayır
2) Sizde basit bir zorlanma veya hafif bir düşme sonrasında
kalça kırığı oldu mu ?
-Evet -Hayır
3) Üç aydan uzun bir süre kortizon içeren ilaç kullandınız
mı ?
-Evet -Hayır
4 Boyunuzda 3 santimetreden fazla kısalma oldu mu ?
-Evet -Hayır
5) Fazla miktarda alkol tüketiyor musunuz ?
-Evet -Hayır
6) Günde 20' den fazla sigara içiyor musunuz ?
-Evet -Hayır
7) Sık olarak diare-ishal sorununuz oluyor mu? (Çölyak veya
Crohn hastası mısınız ? )
-Evet -Hayır
· Kadınlar için
8) Menapoza 45 yaşından önce mi girdiniz ?
-Evet -Hayır
9)Regl düzeniniz 12 ay süre ile aksadı, kesintiye uğradı mı
?
-Evet -Hayır
· Erkekler için
10) Testosteron seviyesinde azalmaya bağlı impotans veya
libido kaybınız oldu mu ?
-Evet -Hayır
Eğer bu sorulardan birine yanıtınız evet ise bu konu ile
ilgili bir uzman hekime başvurunuz.
Kadınların kemik kütlesi erkeklere oranla %20-30 daha
azdır. Bu nedenle erkeklere nazaran osteoporoza yakalanma
riski kadınlarda daha fazladır. Ancak ileri yaşlarda
özellikle 70 yaşın üzerinde her iki cinste de kalça kırığı
riski artmış olarak karşımıza çıkmaktadır. Astım ve
iltihaplı eklem romatizmalarında kullanılan kortizon gibi
ilaçlar, kemik kütlesini azaltan ilaçların en önemlileridir.
Kemik kaybının miktarı bu ilaçların dozuna ve kullanım
sürelerine göre değişmektedir. 7.5 mg'ın üzerinde uzun
süreli kullanım (3 aydan uzun süre ) kırık riskini
arttırmaktadır. Kortizon kemik yıkımını hızlandırır.
Östrojen seviyelerini düşürür, kalsiyumun barsaktan
emilimini azaltarak osteoporoza neden olur.
Kortizon dışında osteoporoz riskini arttıran ilaçlar:
Guatr hastalığı tedavisinde kullanılan tiroksin, sara
hastalığında kullanılan antiepileptikler ve kanın
pıhtılaşmasını engellemek için kullanılan heparin gibi
ilaçlardır.
Bu ilaçları kullananlarda muntazam aralıklarla KMY (kemik
mineral yoğunluğu) ölçümü yapılmalıdır.
Osteoporoz ve osteoporotik kırıklar için risk
faktörlerinin tanımlanması ile yüksek risk altındaki
bireyler ortaya çıkarılabilir ve böylece değiştirilebilen
risk faktörleri ile ilgili düzenlemeler yapılarak kırıklar
önlenebilir. Bireyin kırık riski bütün bu faktörlerin net
sonucudur. Bu faktörlerin önemi iskeletteki bölgeye, bireyin
içinde bulunduğu yaşamsal dönemlere ve bireyden bireye
değişiklik gösterir.
OSTEOPOROZDAN KORUNMA
Osteoporozdan korunmanın başlıca yöntemi; tepe kemik
kütlesine erişinceye kadar olan dönemde güçlü, sağlam kemik
yapıyı oluşturmak ve sonraki yaşlarda kaybı engellemektir.
Yeterli ve güçlü kemik kütlesine sahip olursak ileri
yaşlardaki kaybımızı daha az problem ile atlatabiliriz.
Kemik kütlesi genetik faktörlere bağlı olarak değişebilirse
de yaşam biçimimizi akıllıca düzenleyerek osteoporozu
yavaşlatabilir ve hatta engelleyebiliriz.
Daha sonraki hayatınızdaki kaybı en aza indirebilmek için
35 yaşına kadar mümkün olduğunca en yüksek kemik kütlesine
sahip olabilecek önlemleri almalısınız.
Aldığınız kalsiyum miktarını arttırın
Kalsiyum sadece kemik sağlığı için değil, diğer vücut
fonksiyonları içinde gerekli bir mineraldir. Vücudumuz kanda
belirli bir miktar kalsiyum bulundurmak zorundadır.
Kaslarımızın kasılması, kalp ritmi ve normal kan akışkanlığı
için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Bunlar kalsiyumun kemik
yoğunluğu üzerindeki etkisinden daha öncelikli
fonksiyonlarıdır. Bu fonksiyonları yerine getirebilmek için
yeterli kalsiyum almıyorsak vücudumuz depoları yani
kemikteki kalsiyumu kullanacaktır.
Ne kadar
kalsiyuma ihtiyacınız olduğu cinsiyetinize, yaşınıza ve
osteoporoz riskinize bağlıdır. Kalsiyum ihtiyacı ergenlikte,
hamilelikte, emzirme döneminde ve menapozdan sonra artmakta
günlük 1000-1500 mg' a çıkmaktadır. Özellikle çocukluk ve
adolesan dönemde süt ve sütlü gıdalardan zengin beslenen
kişilerde osteoporotik kırık riskinin azaldığı
gösterilmiştir. Kalsiyum desteğinin tepe kemik kütlesinin
oluştuğu büyüme döneminde yapılmasının yararı tartışılmaz.
Büyüme sırasında yeterli kalsiyum alınmazsa genler
tarafından programlanan iskelet yapımının doruk noktasına
ulaşamadığı savunulmaktadır . 9-20 yaşları kemik kütlesini
doruk seviyeye ulaştırmada önemli bir dönemdir. Bu gibi özel
durumların dışında günlük gereksinim 800 mg kadardır. Bir
bardak sütte yaklaşık 250 mg kalsiyum bulunmaktadır. Ne
yazık ki birçok kadın günlük 500 mg'ın altında kalsiyum alma
alışkanlığındadır.
D vitamini kalsiyumun barsaktan emilimine ve kemikler
tarafından depolanmasına yardımcı olan bir hormondur. Günlük
ihtiyacımız olan miktar 400-800 İU'dur. Güneş ışığının
etkisi ile ciltte, karaciğerde ve böbrekte sentezlenerek
aktif D vitamini haline dönüşür. Kış aylarında, güneş
ışığından yeterli yararlanamama durumlarında sentezi
azalmaktadır. İleri yaşlarda özellikle böbrekten yapımının
azalması yaşlanma sonucu osteoporozun artmasına yol açan
önemli bir durumdur.
Kalsiyum kaynağı olan yiyecekler:
Süt ve süt ürünleri en önemli kalsiyum kaynaklarıdır.
Süt, yoğurt ve peynir en fazla kalsiyum içeren gıdalardır.
Bir bardak süt günlük ihtiyacımızın 1/4'ünü sağlar. Yağ ve
kaloriden kaçınmak için düşük yağ içeren süt ve süt ürünleri
kullanılabilir . Kalsiyumdan zengin diğer gıdalar; yeşil
sebzeler, kabuklu deniz hayvanları, sardalya balığı, soya
fasulyesi, fındık, badem, pekmez, kalsiyum ile
zenginleştirilmiş meyve suları, ekmekler v.s olarak
sayılabilir.
| |
Ölçü |
Kalsiyum( mg ) |
|
Yağlı süt |
1Su Bardağı |
291 |
|
Yağlı yoğurt |
1
Kap |
400 |
|
Beyaz peynir |
Kibrit Kutusu |
190 |
|
Kaşar-çedar-permesan peynir |
Kibrit kutusu |
200-300 |
|
Ayran |
1
Su Bardağı |
285 |
|
Balık |
1
Porsiyon (100 gr) |
200 |
|
Sardalya |
1
Porsiyon |
300 |
|
Ispanak |
1
Porsiyon |
125 |
|
Börülce |
1
Porsiyon |
160 |
|
Soya |
1
Porsiyon |
225 |
|
Salata ( yeşil ) |
1
Porsiyon |
235 |
|
Mercimek |
1
porsiyon |
59 |
|
Nohut |
1
Porsiyon |
92 |
|
Portakal |
1
Orta Boy |
72 |
|
Muz |
1
Orta boy |
100 |
|
Kivi |
1
Orta Boy |
170 |
|
Yumurta sarısı |
1
Adet |
147 |
|
Fındık |
100 gr |
200 |
|
Badem içi |
100 gr |
250 |
Farmakolojik kalsiyum destekleri:
Günlük kalsiyum gereksiniminin diyetle alınması idealdir.
Ayrıca diyetin içerdiği kalsiyum miktarına bakarak kalsiyum
preparatları da kullanılabilir. Kalsiyum içeren ilaçlar
içerdikleri elementer kalsiyum miktarına göre çeşitlenirler.
Kalsiyum karbonat en yüksek elementer kalsiyumu sağlar.
Kalsiyum sitrat ve kalsiyum glukonat bileşikleri daha az
elementer kalsiyum içerirler, ancak vücudumuzun bunları
emmesi daha kolaydır. Kalsiyum ince barsakların üst
bölümünden aktif transportla emildiği için bölünmüş dozlarda
alınması ve yemek asitleri çözünmelerini arttıracağı için
yemeklerle birlikte alınması emilimlerini arttıracaktır.
Ayrıca kemik rezorbsiyon hızı gece arttığı için yatmadan
önce alınması da önerilir. Bu sebeplerle kalsiyumun
yemeklerle birlikte ve yatmadan önce bölünmüş dozlarda
alınması tercih edilir. Kalsiyum alımı sırasında günde 6-8
bardak su içmeye özen gösterilmelidir.
Sigara içmekten kaçının
Sigara içenler içmeyenlere göre daha fazla osteoporoz
riskine maruz kalmaktadır. Sigara birkaç yolla osteoporoza
neden olmaktadır. Sigara içenler menapoza daha erken
girerler, östrojen düzeyi sigara içenlerde daha düşüktür ve
vücut kitle indeksi daha azdır.
Alkol kullanımından kaçının
Fazla miktarda (günlük 100 ml'den fazla) alkol tüketen
kişilerde osteoporoza yakalanma riski daha yüksektir. Aşırı
alkol tüketimi ile kalsiyum emilimi azalır, atılımı ise
artar. Alkol ile beslenme alışkanlığı da bozulur. Protein ve
sodyum alımı azalır, protein kaybı artar. Yine alkole bağlı
endokrin değişiklikler sonucu testosteron azalması ve
kortikosteroid artışı osteoporozu kolaylaştırmaktadır.
Aşırı miktarda kahve tüketmeyin
Aşırı miktarda kahve tüketimi idrar ve bağırsak kalsiyum
atılımını etkilemektedir. Günde 150 mg kafein (yaklaşık bir
bardak kahve) idrar kalsiyumunu günde 5 mg arttırmaktadır.
Düşük dozlarda kafeinin etkisi önemsizdir.
Hayvansal proteinden zengin gıdaları aşırı tüketmeyin
Proteinden zengin diyetler kalsiyumun idrarla atılımını
arttırmaktadır. Bu etki yüksek fosfat içeriği nedeni ile
hayvansal proteinlerde daha fazladır.
Egzersiz yapın ve yaşam boyu aktif kalın
Egzersizin yaşa bağlı kırık insidansını azaltması çeşitli
mekanizmalarla açıklanmaktadır. Genç erişkinlerde egzersiz
tepe kemik kütlesini arttırmakta ve böylece daha sonra
görülebilecek kırık riski azalmaktadır. Erken menapozal
kadınlarda östrojen yetersizliğine bağlı hızlı kemik kaybı
egzersizle yavaşlayabilmektedir. Son olarak yaşlı
erişkinlerde egzersiz yaşa bağlı kemik kütlesi azalmalarını
geciktirebilmekte ve düşme insidansı ve düşme sonucu
gelişebilecek hasarı azaltabilmektedir. Ancak öne eğilerek
yapılan hareketler omurga kemiklerinde kırılmaya neden
olabileceğinden egzersiz sırasında bu hareketlerden
kaçınılmalı ve düzgün bir duruş sağlayan sırt kaslarının
kuvvetlendirilmesine çalışılmalıdır. Kemiklere yük bindiren;
yani vücut ağırlığını kemiklerimize taşıtarak ayakta
yaptığımız egzersizler kemiklerimizi uyararak güçlenmesine
yardımcı olur.
Sedanter yaşam ve uzun süreli yatak istirahati osteoporoz
riskini arttırır. Hareketli olma, kolay hareket edebilme
yeteneğimizi artırır, kas gücümüz artar ,dengemiz korunur,
düşmeden korunuruz.
Egzersiz kalp
ve damar sağlığımız içinde gereklidir. Osteoporozdan hem
korunmada hem de tedavi amacıyla egzersizlerden
yararlanılmalıdır. Korunmada yürüyüş gibi hafif egzersizler
etkili olabiliyor ise de tedavide kullanılan egzersizler
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları tarafından reçete
edilen özel tipte ağırlık taşıma egzersizleri gibi
egzersizlerdir.
Fiziksel olarak aktif bir insan değilseniz ve aşağıdaki
durumlardan herhangi biri var ise egzersiz için doktora
danışılmalıdır:
· 40 yaşından sonra kırık ya da osteoporozun varlığı
· Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, felç, yüksek kolesterol
· Egzersiz sonrası göğüs, boyun,omuzlar ve kolda ağrı ya da
sıkışma hissi oluyor ise
· Ufak bir güç sarfedildiğinde bile nefes darlığı ve baş
dönmesi oluyor ise
· Egzersiz programına başlamadan önce diabet gibi özel
dikkat gerektiren bir hastalık mevcut ise
Östrojen kullanımı
Menapozdan sonra kadınlar östrojen azalmasına bağlı
olarak daha hızlı kemik kaybına maruz kalır. Bu hormon adet
kanamalarını kontrol etmesi yanısıra kemiklerin kalsiyumu
depolamasına ve kemik kütlesinin korunmasına da yardımcı
olur. Ülkemizde ortalama menapoz yaşı 48 civarıdır.
Günümüzde östrojen tedavisi osteoporoz tedavisinden ziyade
korunmada tercih edilmektedir. Kadın doğum uzmanları
tarafından önerilen östrojen tablet ya da cilt peçleri
şeklinde kullanılmaktadır. Östrojen kullanımı meme ve rahim
kanseri riskini arttırmaktadır. Rahim kanseri riski östrojen
ile birlikte progesteron kullanılarak azaltılabilir.
Östrojen kullanımı ile adet kanamaları benzeri ara
kanamalar olabilir. Östrojen kullanıyorsanız sık sık doktor
kontrolüne ihtiyacınız var demektir. Ailenizde meme kanseri,
rahim kanseri ve kan pıhtılaşma sorunu var ise doktorunuz
östrojen kullanmanıza izin vermeyebilir.
OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR ?
Kemiğiniz kırılana,kamburlaşana ve boyunuz kısalana kadar
osteoporoz belirtilerini fark etmeyebilirsiniz. Aşikar
yakınmalar oluşuncaya kadar sessiz bir dönem
geçirebilirsiniz. Doktorunuz osteoporoz olup olmadığınızı ya
da olma riski taşıyıp taşımadığınıza karar verebilir.
Osteoporoza neden olabilecek diğer hastalıkların varlığı(tiroid
hastalıkları, inflamatuar eklem romatizmaları, astım, ilaç
kullanımı v.b), kırık öykünüzün bulunması, beslenme
durumunuz, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık
öyküsü gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı
olacaktır. Doktor fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri
ve radyografi ile tanıya ve ayırıcı tanıya gidebilir.
Risk mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı
kesinleştirir. Bu testler kırık riskini belirlemede en
güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın erken tesbit edilmesine
de yardımcıdır. Riski yüksek olan hastalarda yılda bir kez,
düşük olan hastalarda 2-5 yılda bir tekrarlanır. Tedaviye
yanıtı değerlendirmek içinde yılda bir kez tekrarlanabilir.
Bir yıldan daha kısa aralıklarla yapılmasının yararı yoktur.
KMY ölçümünün ilaç tedavisinin etkinliğini değerlendirmede
tek başına yeterli olmadığı , verilen tedavinin kemiğin
kalitesi ve yapısal elemanlarına olan etkisinin de göz önüne
alınması gerektiği unutulmamalıdır.
Kemik ölçümleri hızlı, kolay yapılabilen testlerdir. Çok
çeşitli yöntemler var ise de en çok DEXA (Dual photon x-ray
absorbsiometre) kullanılmaktadır.
DEXA ile kemiğin %1-2 'lik kaybı bile
değerlendirilebilir. Osteoporoz tanısında ve tedavinin
takibinde hekim önerisi ile kullanılmalıdır. Son zamanlarda
daha ucuz ve basit olan ultrasonografi gibi kemik ölçüm
yöntemlerinden de kemik tarama çalışmalarında
yararlanılmaktadır.
Düz kemik radyografisi kırıkların tespit edilmesinde
yararlıdır. Ancak kemik yoğunluğunun saptanmasında hassas
değildirler. Direk radyografi ile kemik yoğunluğu azalması
tespit edildiğinde kemiğin en az %30'u kaybedilmiş demektir.
Doktorunuz tanı için ve özellikle kemik kaybınızın
halihazırda olup olmadığını tespit için kan ve idrar
testleri isteyebilir Bunlar; kan kalsiyum, fosfor, alkalen
fosfataz, parathormon, D vitamini değerleri, tiroid
fonksiyon testleri , sedimantasyon, karaciğer ve böbrek
fonksiyon testleri gibi testlerdir.
OSTEOPOROZ TEDAVİSİ
Tüm hastalıklarda olduğu gibi osteoporozda da hastalıktan
korunmak öncelikli amaç olmalıdır. Osteoporozun gelişmiş
olduğu durumlarda ise erken tedavi başarı şansını
yükseltmektedir. Osteoporoz günümüzde tedavi edilebilir bir
hastalıktır. Osteoporoz tedavisinin en önemli amacı
kırıkların azaltılmasıdır.
Osteoporoz tedavisinde ilaç ve ilaç dışı tedaviler söz
konusudur.
İlaç tedavisinde kemik yıkımını azaltan, yapımını
arttıran ve özellikle son zamanlarda kemik kalitesi üzerine
olumlu etki gösteren ilaçlar üzerinde yoğunlaşılmakta ve
araştırmalar bu yönde sürdürülmektedir. İlaç tedavisinin
seçiminde hastanın yaşı, ek yakınma ve hastalıkları, kırığın
bulunup bulunmaması ve KMY değeri gibi özelliklerin göz
önüne alınması gerekir.
HRT (hormon replasman tedavisi ) en eski tedavilerden
birisidir. Ancak günümüzde özellikle menapoz semptomları
olan erken postmenapozal kadınlarda osteoporozun önlenmesi
amacıyla kullanımı önerilmektedir. Östrojen hormonu
progesteron ile birlikte ya da tek başına kontrollü olarak
önerilebilir.
Bifosfanatlar son yıllarda üretilen ,ağızdan alınıma
elverişli kemik yoğunluğunu arttıran ilaçlardır. Ülkemizde
Etidronat, Alendronat, Risedronat bulunmaktadır. Alendronat
ve risedronatın hem günlük ,hem de haftada bir alınabilecek
formları mevcuttur. Yapılan çalışmalarda günlük ve haftalık
alım arasında etkinlik ve yan etkiler bakımından fark
bulunamamıştır. Bifosfanat kullanımına başlamadan önce olası
hipokalsemiyi önlemek için kalsiyum ve D vitamini eksikliği
varsa muhakkak düzeltilmelidir. Ancak kalsiyum ile
bifosfanatların aynı anda alınması durumunda emilim
bozulduğu için eş zamanlı alınmaması gerektiği
unutulmamalıdır. Bifosfanatlar genelde iyi tolere edilen,
önemli yan etkileri olmayan ilaç gruplarıdır.
Kalsitonin enjeksiyon ya da nasal sprey şeklinde tedavide
yer almış, özellikle kırığı olan hastalarda ağrıyı da
kontrol eden bir ilaçtır. En az 2-3 yıl süre ile
kullanılmalıdır.
Selektif östrojen reseptör modülatörleri (SERM) yeni bir
ilaç grubu olup östrojen reseptörlerine yüksek ilgileri
olan, bazı dokularda östrojen etkisini taklit ederken,
bazılarında antiöstrojen etki gösteren ilaçlardır. Bu
gruptaki ilaçlardan en iyi bilinenleri , her ikisi de meme
kanserinin tedavisi için geliştirilmiş olan tamoksifen ile
yeni bir ilaç olan raloksifendir. Raloksifen osteoporozun
önlenmesi için kullanabilecek ilaç gruplarından birisi
olarak günümüzde dünyada ve ülkemizde yeni bir tedavi
seçeneği olarak yerini almıştır. Osteoporozu olan
postmenapozal kadınlarda meme kanseri riskini azalttığı
bildirilmektedir.
Paratiroid hormonu kan kalsiyum ve fosfat düzeyini
ayarlayan bir hormondur. Yüksek plazma konsantrasyonları
kemik rezorbsiyonunu arttırırken, düşük dozlarda aralıklı
olarak verildiğinde kemik formasyonunu arttırabilir.
Özellikle ciddi osteoporozlu olgularda vertebra ve vertebra
dışı kırıklara olan etkisi nedeniyle gelecekte önemli bir
tedavi seçeneği olarak görünmektedir.
Kalsiyum diğer tedavilerin yanısıra günlük yeterli
kalsiyumu alamayan menapoz sonrası kadınlara önerilen bir
ilaçtır. D vitamini eksikliği olan kişilerde kalsiyumun D
vitamini ile beraber alınması önerilmektedir. D vitamini
seviyesi yaşla birlikte azalır. Kalsiyum ile birlikte
uygulanan vitamin D tedavisinin kalça ve vertebra dışındaki
diğer kırıkların oranını azalttığı ve serum paratiroid
hormon düzeylerini düşürdüğü belirlenmiştir.
Yeni ilaç tedavileri ve deneysel tedaviler (ipriflavon,
tibolon, osteoprotogerin, stronsium, büyüme hormonu, büyüme
faktörleri, eser elementler, statinler, K vitamini)
üzerindeki çalışmalar devam etmektedir.
İlaç dışı yaklaşımlar kapsamında:
· Diyet
· Kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek gıda,
alışkanlıklar ve ilaçlardan uzak durma
· Fiziksel aktivitenin desteklenmesi (yaşa göre egzersiz)
· Düşmelerin önlenmesi
· Mimari engellerin giderilmesi
· Kalça koruyucular, görme muayenesi, denge ve
kuvvetlendirme egzersizleri
· Hasta eğitimi
· Akut ve kronik ağrının tedavisi önem taşımaktadır.
Osteoporoz teşhis ve tedavisinde sürekli yeni metodlar
geliştirilmektedir. Doktorunuz doğru tedaviyi bulmanız ve bu
tedavinin risklerini, yan etkilerini, yararlarını anlamanız
açısından en iyi rehberiniz olacaktır.
DÜŞMELERİN ENGELLENMESİ
Yaşlandıkça, düşüp bir yerinizi kırma riskini artıran bir
takım değişiklerin oluştuğunu farkedebilirsiniz. Bunlar kas
zayıflığı, görme bozukluğu, hastalık ya da ilaç alınımı
nedeni ile oluşan baş dönmesinden kaynaklanabilir.
Osteoporoz sonucu incelen kemik çok hafif bir zorlama sonucu
bile kırılabilir. Bu nedenle düşme riskinin azaltılması ilaç
ile tedavi kadar önemlidir. Düşme riskinizi kas gücünüzü
artıran egzersizler yaparak, alçak ökçekli kaymayan tabanlı
ayakkabılar giyerek azaltabilirsiniz. Düzenli göz
muayeneleri, gereksinim duyarsanız gözlük kullanımı
görüşünüzü iyileştirecektir. Doktorunuza baş dönmenizin
nedenini sorun. Tansiyonunuzun ve kan şekerinizin ani inip
çıkmaları konusunda bilgilenin ve doktorunuzdan yardım
isteyin. Aşağıdaki liste, evinizi daha güvenli kılmak ve
düşme riskinizi azaltmak için evde ne gibi önlemler almanız
gerektiğini göstermektedir.
Işıklandırma
· Merdiven, oda ve koridorlar iyi ışıklandırılmalı
· Gereken yerlere gece aydınlatma sağlanmalı
· Yatağınızın yanında fener bulundurabilir ve gece
kalktığınızda kullanabilirsiniz.
Zemin Döşeme
· Küçük, kayabilen halı, kilimlerden kaçının,
kullanıyorsanız kaymaması için gerekli önlemleri alın.
· Halı kenarlarını sabitleyin.
· Kaymayan cilalar kullanın.
· Ayak altındaki elektrik kordonlarını kaldırın.
Merdivenler
· Merdivenin başına ve altına elektrik düğmeleri koyun.
· Kaymayan yüzeylerle kaplayın.
· Trabzan koydurun ve inerken çıkarken kullanın.
Banyo
· Banyo küvetinin, tuvaletin, duşun yanına tutunmaya
yardımcı tutamaklar yerleştirin.
· Kaymayı engelleyici lastik ya da yapışan zeminler koyun.
Mutfak
· Alet edevatı kolay erişilebilecek yerlere koyun (
iskemleye tırmanmayı gerektirmeyen )
· Raflara ulaşmak için sağlam bir basamak kullanın.
|