| OMURGA
ANATOMİSİ

Omurga anatomisi genel olarak 3 bölümde incelenir. Bu
bölümlerde 7 boyun, 12 sırt, 5 bel omuru bulunur. Bel
omurlarının hemen altında embriyolojik olarak omurga
yapısındaki sacrum kemiği ve onun da altında yine
embriyolojik olarak omurga kökenli kuyruk sokumu
kemiği bulunur.
Bir omurga
kemiğinde değişik parçalar vardır.Gövde
denilen ana parça yük taşıyan en önemli
parçadır. Gövdeler disk denilen esnek
bir doku ile birbirleri üzerinde sıralanır. Gövdenin
hemen arkasında omuriliğin geçtiği kanalı çevreleyen
laminalar bulunur. Laminaların
yanlarında 2 transfers çıkıntı,
arkasında spinöz çıkıntı omurga
çevresi kasların yapışma noktalarıdır. Her omur alt ve
üstte toplam 4 faset eklem ile
diğerlerine bağlanır. Bu kilit sistemi omurganın
sabitliğini sağlar. Gövde ile laninaların arasındaki
oluktan sinir kökleri çıkar. Alttaki
4 bel omurundan çıkan sinir köklerinin bazı dalları
birleşerek siyatik siniri oluşturur. Siyatik sinir
kısa bir mesafe leğen kemiğinin arka duvarı boyunca
karında seyrettikten sonra kalçanın ortasından dışarı
çıkar ve bacağın arkasında orta hattı boyunca aşağı
doğru iner. Bu sebeple bel omurlarındaki bir takım
hastalıklarda ( bel fıtığı, bazı tümörler gibi) ağrı
kalça içinden bacağa doğru hissedilir.
Omurlar birbirinden
disk denen etrafı halka biçimli sert annulus denen
yapı ve ortasında jöle kıvamında nucleus pulposus
dan oluşan dokuyla ayrılır. Bu annulus denen halka
kırılırsa aradan nucleus pulposus dışarı çıkarak
omuriliğe veye sinir köklerine bası yapar ki bunun
en bilinen ismi fıtıktır.

BEL
AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ


PERONEAL SİNİRİN TUZAK NÖROPATİLERİ
Peroneal sinir L4, L5,
S1 ve S2 köklerinin posterior divizyonundan oluşur
ve popliteal fossa üzerinde siyatik sinirden
ayrılır. Fossanın dış tarafı boyunca aşağıya
inerken, sural sinir ile birleşen bir kutanöz dal ve
bacağın ön dış yüzünde yer alan lateral kutanöz
sinir ayrılır. Fibula boynunun çevresinde döner,
superfisyal peroneal (muskulokutanöz) ve derin
peroneal (anterior tibial) sinir olarak iki dala
ayrılır. Superfisyal peroneal sinir bacağın dış
kenarından aşağıya doğru iner, peroneus longus ve
brevis kaslarını innerve eder, bacağın alt ön
yüzünün ve ayak sırtının büyük kısmının duyusunu
sağlar.
Derin peroneal sinir
bacağın ön yüzünden aşağıya iner, ekstansör
retinakulumun altından geçmeden önce tibialis
anterior, ekstansör hallusis ve digitorum longus ve
peroneus tertius kaslarının innervasyonunu,
retinakulumu geçtikten sonra lateral terminal dalı
ekstansör digitorum brevis kasının ve medial
terminal dalı ise ayak sırtında birinci ve ikinci
parmaklarının birleşme yerindeki küçük bir bölgenin
duyusal innervasyonunu sağlar.
Peroneal sinir
özellikle fibula başı ve boynu hizasında kompresyona
ve direkt travmaya uğruyabilir. Total diz
artroplastisi veya dize yapılan artroskopik bir
girişim sonucu sinir hasarlanabilir. Alçılar, bacak
ortezleri, yüksek botlar, sıkı çorap bağları,
çoraplar ve bacak bacak üstüne atarak uzun süre
oturma sonucu sinir bası altında kalabilir. Ayrıca
anestezi sırasında hastanın uygunsuz pozisyonda
yatırılması da sinirin basısına neden olabilir. Bu
şekilde basıya bağlı felçlere özellikle zehirlenme,
stupor veya koma nedeni ile yatan hastalarda daha
sık olarak rastlanır.
Ayak bileğinin
inversiyon yaralanmaları peroneal nöropatinin daha
nadir görülen sebeplerindendir. Akut lateral
kompartman sendromları atletik aktivite sonucu
gelişebilir. Sinir biseps tendonu, gastroknemius
lateral başı ile fibula başı arasında çömelme
sırasında vücut ağırlığının kaslarda yarattığı
kompresyon gücü ile sıkışabilir. Kilo kaybından
sonra gelişen peroneal nöropati de tarif edilmiştir.
Burada beslenme yetersizliği, metabolik faktörler
veya siniri çevreleyen koruyucu subkutanöz dokunun
azalmasının olaya neden olduğu düşünülmektedir ve
prognoz genellikle iyidir. Tümör veya kistlere bağlı
olarak gelişen peroneal nöropatiler nadir de olsa
rastlanmıştır. Peroneal nöropati diabetik hastalarda
daha sıktır.
Peroneal sinir
lezyonunda ayak sırtının ve bacağın ön yan yüzünün
duyu kaybına eşlik eden, ayağın dorsifleksiyon,
eversiyon ve ayak baş parmağı dorsifleksiyon kas
gücünde zayıflık bulgularına rastlanır. Ağır
lezyonlarda düşük ayak gelişir. Ayağın inversiyonunu
sağlayan kas peroneal sinirden innerve olmadığı için
ayağın inversiyonu normaldir. Bu durum peroneal
sinir felci ile siyatik sinir veya lumbosakral kök
lezyonları arasında klinik olarak ayırıcı tanı
yapmaya yardımcı olur. Fibula boynu veya başı
hizasında lokal olarak hassasiyet vardır.
Motor nöron hastalığı
bazen düşük ayak ile birliktedir, ancak fasikulasyon
varlığı, üst motor nöron defisitler ve duyunun
korunmuş olması motor nöron hastalığını peroneal
nöropatiden ayırır.
Peroneal sinirde
parsiyel bir lezyon geliştiğinde klinik defisitler
daha değişiktir. Bir çalışmada derin peroneal
sinirden innerve olan kasların superfisyal peroneal
sinirden innerve olan kaslardan daha fazla etkilenme
eğiliminde oldukları bildirilmiştir, bazen bu durum
yanlışlıkla derin peroneal nöropati olarak ifade
edilir.
Bazen ekstansör
digitorum brevis (EDB) kasının dış kısmının yarısı
superfisyal peroneal sinirin dalı olan aksesuar
derin peroneal sinir tarafından da innerve
edilebilir. EDB aksesuar derin peroneal sinirin de
volanter kontrolu altında olduğu için, bu hastalarda
derin peroneal sinirin komplet lezyonu gözden
kaçabilir.
Derin peroneal sinir
anterior tibial kompartman içinde sıkışabilir. “
Anterior kompartman sendromu” olarak adlandırılan bu
durumda kas ödemi derin peroneal sinirin
tuzaklanmasına neden olur. Ödemin nedeni aşırı
egzersiz, travma veya anterior tibial arterin
oklüzyonu olabilir. Nörolojik hasarı azaltmak için
acilen dekompresyon ameliyatının yapılması gerekir.
Derin peroneal sinir ayak sırtında da sıkışabilir.
Ağrıya, parestezik yakınmalara veya EDB kasında
güçsüzlüğe neden olur, anterior tarsal tunel
sendromu olarak isimlendirilir. Sinirin medial dalı
ekstansör hallusis brevis tendonunun altında
sıkışabilir ve baş parmak ile ikinci parmağın
birleşim yerinde sadece duysal şikayetlere yol açar.
Superfisyal peroneal
sinir aşırı aktivite veya travmaya bağlı olarak
lateral (peroneal) kompartmanda tutulabilir.
Hastalarda ayak sırtında ağrılı parestezik
yakınmalar vardır. Klinik olarak lateral malleolün
yaklaşık 10 cm üzerinde lokal hassasiyete ve duyu
kaybına rastlanır.
L5 radikülopatisi,
lumbosakral pleksusus lezyonu, siyatik sinirin kısmi
lezyonları ve motor nöron hastalığı ayırıcı tanıya
girer.
Diz bölgesinde sinirin
sıkışmasının önlenmesi için hastanın uyarılması
önemlidir. Hastaların büyük çoğunluğunda klinik
tablo kendiliğinden düzelir. Düzelmeyen vakalarda
cerrahi girişim endikasyonu vardır. Fibuler tünel
içinde sinir serbestleştirilir. Dekompresyondan
sonra motor fonksiyon % 87 olguda düzelmektedir.
Anterior kompartman sendromunda acil girişim
gereklidir. Fasyotomi ile hem kasın hem de sinirin
iyileşmesi sağlanır.
BEL
AGRİLARİNDA FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON
Bel agrilarinda
agrinin sebebine göre bir takim fizik tedavi
yöntemleri uygulanabilir. Ancak bunlardan da
önemlisi bel okuludur. Hastanin belini nasil
kullanacaginin ögretilmesi, hastaya ögretilecek
egzersizler, hastanin kendi kendine yetebilmesinin
saglanmasi son derece önemlidir.
Çesitli elektro
terapi yöntemler kas spazminin azaltilmasini
saglar. Traksiyon kas spazmini azaltmanin yani
sira sinir kökü üzerindeki basinci da azaltir.Ultrason
yine kas spazmini azaltmak için kullanilabilir.
Akut agrilarda TENS kullanilabilir.
SAKROİLİAK EKLEM HASTALIĞI

Sakroiliak eklem
gerçek bir sinovyal eklem olarak kabul edilir.
Ağrıya hassas yapılar yönünden zengindir.
Eklemin stabilitesi bir seri ligaman
tarafindan saglanır. Eklem küçük olmasına
rağmen çok fazla yük altında kalan eklemler
arasındadır. Ağrı genellikle eklemin arka
yüzünden gelişir. Kalçaya yayılabilir. Bazen
dize kadar inebilir. Bu eklem osteoartrit,
romatoid artrit, gut, ankilozan spondilit gibi
hastalıklardan etkilenir. Özellikle ankilozan
spondilit benzeri hastalıkların çok sık
tuttuğu bir eklemdir. Tanıda kalça ve kasık
agrısı, eklem üzerinde hassasiyet ve asagıda
sayılan manevralarla agrının olmasi yararlı
olmaktadir:
- Iliak
kemiklerin birbiri üzerine kompresyonu.
- Gaenslen
bulgusu: Hasta saglam taraftaki dizini tutar
ve hekim hasta taraf üzerine bastirirken
kivirarak gögsüne dogru çeker.
- Faber
bulgusu: Tutulan taraftaki ayak bilegi öbür
taraf diz üzerine konur ve fleksiyondaki diz
üzerine iliak kristaya dogru baskı
uygulanır.
Tedavisinde
ekleme lokal anestetik ve steroid
enjeksiyonu denenebilir. Mutlaka floroskopi
altında gerçeklestirilmelidir.

|
OMURGANIN YAPISI VE FONKSİYONLARI
Omurga;
omurlardan, omurların arasında bulunan
disklerden ve omurlarlarla diskleri bir arada
tutan bağlar ve diğer yumuşak dokulardan
oluşmuştur. Omurga, hem ileri derecede sabit
ve sağlam, hem de hareketli olması gereken bir
organdır. Bu esneklik, omur (vertebra) adı
verilen çok sayıda küçük parçanın bir araya
gelmesi ile sağlanabilmiştir. İnsanda toplam
omur sayısı 33’dür. 7 boyun (servikal), 12
sırt (dorsal) ve 5 bel (lomber) omuru toplam
24 omur, omurganın hareketli bölümünü
oluşturur. Omurlar arasında 23 adet disk adı
verilen kıkırdaksı-fibröz oluşum vardır. Bel
ve boyun bölgesi omurganın en hareketli
bölgeleridir. Bu sebeple artroz (kireçlenme),
disk hastalığı gibi yıpranma ve yozlaşmaya
bağlı hastalıklar en çok bu bölgelerde
görülür.
Omur (vertebra)

Omurlar,
omurganın asıl taşıyıcı elemanlarıdır. Her bir
omur, bir gövde bölümü ve içinden omuriliğin
geçtiği bir halkadan oluşur. Omur gövdesi
basık bir silindir şeklindedir ve çok güçlü
bir kemik yapısına sahiptir. Ancak yine de
düşme yada kazalarda kırılabilir. Özellikle de
osteoporoz (kemik zayıflığı) adı verilen kemik
kitlesinin azaldığı durumlarda yüksekliği
azalır ve kırılma riski artar. Omurlardaki
kırıklar, kaymalar yada kireçlenmeler omurilik
yada ondan çıkan sinirleri sıkıştırabilir.

Omurların gövde
kısımlarını birbirleri ile çok sıkı bir
şekilde birleştiren diskler; elastik,
kolayca şekil alabilen, basınca dayanıklı
elemanlardır. Disk, kapsüle
benzetebileceğimiz bir dış zar ile sarılıdır
(anulus fibrozis). İçini ise, jel benzeri
bir madde ( nükleus pulpozus ) oluşturur.
Diskler vertebral son plaklar (diskin omurla
birleştiği tabaka) vasıtasıyla kemikle
birleşir.
Disklerin
beslenmesi, subkondral (diskin hemen
altındaki) kemikten vertebral son
plaklardaki porlar (delikçikler) yoluyla
sızan sıvılarla olur. Sıvı, dik duran
insanda basınçla gün içinde dışarıya çıkar.
Buna bağlı olarak, sabah ve akşam saatleri
arasında 1-2 santimlik bir boy farkı oluşur.
Sabahları dinlenip kalkan insanın boyu daha
uzundur. Bu sıvı değişimi, diskin
beslenmesini sağlayan tek yoldur. Diskin
beslenmesinin en iyi yolu yatak
istirahatidir.

Diskin en sık
rastlanan sorunu, disk içindeki materyalin
diskin zarlarını balonlaştırarak sinirleri
sıkıştırması, hatta daha da ilerleyip dış
zarların yırtılması ile içeriğinin dışarı
çıkarak çevre dokuya, özellikle de sinirler
üzerine baskı yapmasıdır (buna bel fıtığı
adı verilir). Ayrıca, disk, yıllar içinde
niteliğini yitirerek kırılganlaşır,
yüksekliği azalır. Disk yüksekliğinde azalma
bir yaşlılık hastalığıdır, ve genellikle
omur kireçlenmesi (spondiloz) ile
birliktedir.
Omurlar arası faset eklemler
Omurlar önde
diskle arkada iki adet faset eklemi ile
birbirleriyle bağlantı yaparlar. Faset
eklemlerde, kireçlenme adı verilen eklem
aşınmaları oluşabilir ya da iltihabi
romatizmalarda iltihap meydana gelebilir.
Ayrıca, bu eklemlerde doğuştan varolan bazı
yapısal bozukluklar da olabilir. Bu
durumlarda da hasta bel, sırt yada boyun
ağrısı hisseder. Hareketleri de
kısıtlanabilir. Faset eklemlerden
kaynaklanan ağrılar genellikle 40 yaşından
sonra görülür ve belde hissedilir. Ağrılar
öne eğilmekle azalır, arkaya doğru eğilmekle
ve merdiven çıkarken artar.
Kaslar

Sırtımızda,
kalça kemiklerinden enseye kadar, omurganın
her iki yanı boyunca güçlü bir kas dokusu
vardır. Yine önde leğen kemiği ile göğüs
kafesi arasında, kemik desteğinden mahrum
bölgede de, karın kasları yer alır. Bunlar
da, tıpkı sırt kasları gibi, ancak çok daha
ince bir tabaka halinde bir hasır örgüsü
görünümündedirler. Karın içi organlarını
yerinde tutma görevinin yanısıra, solunum
için de gereklidirler. Karın kasları bel
bölgesinin öne eğilmesini sağlarlar ve yana
eğilmeye yardımcı olurlar.
Dik duruşta
dengenin korunabilmesi için, omurga düz bir
sopa gibi değil, öne ve arkaya doğru bir “S”
harfine benzer kıvrımlar yaparak durur. Bu
eğriliklere, omurganın doğal eğrilikleri
denir ve omurgayı zedelenmelerden korur. Bel
bölgesindeki eğriliğin artması, yani belin
çukurlaşması arka grup eklemleri, belin
düzleşmesi ise diskler üzerine binen yükü
artırır.
Bağlar
Kaslar ve
kemiklerin yanı sıra, hareket sisteminin
önemli bir elemanı da bağlardır. Kaslar,
kasılmaları ile hareketi sağlarlar. Kemikler
ise sert ve dayanıklı yapıları ile
kendisinden destek alınan oluşumlardır.
Ancak, bunları birleştiren oluşumlara da
gerek vardır. Bağlar, kasların sağladığı
hareketi frenlemeye ve harekete sınır
koymaya yarayan oluşumlardır. Omurga gibi
çok hareketli bir yapıyı bir arada tutmaya,
buna karşın yeterli hareket açıklığının da
kalmasına imkan sağlarlar. Omurganın başlıca
üç önemli bağı vardır. Omurların hemen
önünde kalın ön uzun bağ, omur gövdesinin
arkasında omuriliğin hemen önünde daha ince
arka uzun bağ ve omuriliğin arkasında sarı
bağ oldukça önem taşırlar. Omurlar arasında
birçok bağ daha vardır.
Ancak, aşırı zorlanmaları, sürekli gergin
kalmaları, ve kireçlenmeleri omurga
ağrılarının önemli sebeplerinden biri
olmalarına yol açarlar. Ayrıca, iltihapları,
aşınmaları ve zorlanmaları; yırtılmalarına
ve kopmalarına sebep olabilir.
Omurganın görevleri
Omurga hem
ayakta durmamızı, hem esnekliğimizi sağlar.
Omurga iç organlarımızın asıldığı bir askı
ipi gibi işlev görür. Omurga aynı zamanda
beynin bir uzantısı olan omuriliğin
taşıyıcısı ve koruyucusudur.
FONKSİYONEL BEL AĞRILARI
Bu ağrıların en önemli
sebebi, omurganın doğal
eğriliklerini uzun süre
koruyamamasıdır.
Başlangıçta ağrının
sebebi,
kas ve bağların uzun
süre gerili kalması ve
zorlanmasıdır.
Omurganın bazı duruş
şekillerinde bazı
diskler üzerine fazla
yük biner. Örneğin öne
eğilerek yük
kaldırılırsa disk
arkaya doğru
balonlaşır, aynı
zamanda sinirlerin
omurgadan çıktığı
delikler (intervertebral
foramen) daralır.
Omurlar arası eklemler
de bu pozisyonlarda
normalden çok
zorlanır. Bu da başlı
başına bir ağrı
sebebidir. Ayrıca,
bu zorlanmaların uzun
süre devamı bel fıtığı
yada kireçlenmelere
sebep olur. Dönme
pozisyonunda yapılan
ağırlık
kaldırma ve
yüklenmeler disklerin
önce iç sonra dış
liflerinin
yırtılmalarına ve daha
sonra yozlaşmalarına
ve fıtıklaşmalarına
yol açar.
|
|
|
|
|
Omurganın doğal
eğriliklerini uzun
süre koruyamamasının
sebebi, çoğunlukla kas
zayıflığı daha doğrusu
dayanıksızlığıdır. Bu
ağrıya yol açan
pozisyonlardan
korunmak için,
koruyucu pozisyonlar
alınır. Uzun süre bu
pozisyonların
korunması ise, kas ve
tendonlarda
kısalmalara yol açar.
Bu suretle bir kısır
döngü oluşur. Daha çok
genç yaşlarda görülen,
altında iltihaplı bir
romatizmanın olmadığı
bel ağrılarında
fonksiyonel
bozukluklar ön
plandadır. Bu
hastalarda röntgen,
tomografi ve MR
bulguları normaldir.
Bel hareketlerinde
fark edilebilir bir
kısıtlanma yoktur.
Bu grup hastaların
tedavisinde zorlayıcı
ve tekrarlayıcı
aktivitelerden uzak
durma ve zayıflamış
kasların durumuna göre
düzenli
egzersizler tavsiye
edilir.
|
|
|
|
|
MİYOFASİAL AĞRI
SENDROMLARI
Bir veya
birkaç kas grubunda görülen ağrı,
hassasiyet ve tutuklukla karakterize
bir hastalıktır. Halkımız tarafından
kulunç, kas romatizması ve yel vurması
gibi isimlerle adlandırılır.
Fibromiyalji sendromu ile çoğunlukla
karıştırılır. Halbuki fibromiyalji
sendromunda ağrı daha yaygındır,
myofasial ağrı sendromu ise daha az
kas grubunu ilgilendirir. Fibromiyalji
daha çok kadınlarda, miyofasial ağrı
ise her iki cinste eşit sıklıkta
görülür. Fibromiyalji de ağrı tutukluk
ve hassasiyet vücudun her tarafında
yaygındır, miyofasial ağrıda ise bir
veya birkaç bölgededir. Myofasial
ağrıda yorgunluk ve uykusuzluk yoktur
ya da daha hafiftir. Myofasial ağrının
tedavisi fibromiyaljiye göre daha
kolaydır.
Miyofasial ağrıların sebepleri
nelerdir ?
Genetik
faktörler, aşırı yorgunluk,
tekrarlayan hareketler, iş kazaları,
boyun ve bel fıtıkları, mesleki ve
ailevi tatminsizlikler, kötü çalışma
koşulları miyofasial ağrıların en
önemli sebepleridir.
Bacaklardan birinde kısalık, kötü
duruş, uzun süre hareketsiz kalma,
uzun süren yatak istirahatları, B
vitamini eksiklikleri, potasyum,
kalsiyum, demir, magnezyum ve selenyum
gibi mineral eksiklikleri,
hipoglisemi, hipotiroidi, östrojen
eksikliği, viral enfeksiyonlar,
psikolojik ve sosyal problemler
miyofasial ağrıların diğer
sebepleridir.
Miyofasial ağrılarda hastanın
şikayetleri nelerdir ?
Miyofasial ağrı sendromlu hastalarda
kaslarda ağrı, tutukluk ve
hassasiyetin yanında, sıkışma ve yanma
hissi vardır. Eklem hareket
açıklığında hafif bir kısıtlanma ve
yorgunluk vardır. Çoğu zaman hastalar
kas tutukluğundan değil baş ağrısı,
sırt ağrısı, boyun ağrısı, göğüs
ağrısı, bel ağrısı, siyatik ve omuz
ağrısı gibi değişik ağrılardan
yakınırlar. Ağrılar hafif veya bazen
çok şiddetli olabilir. Ağrı hayatı
tehdit etmemekle birlikte hayat
kalitesini oldukça düşürür. Ağrılar,
ilgili kas ve tetik noktalar ile
ilgili olmayan yerlere yayılım
gösterirler.
Miyofasial
ağrı sendromları nasıl teşhis edilir ?
Miyofasial ağrı sendromlarında öykü ve
fizik muayene tanı koydurucudur.
Sebepleri ortaya koymak ve ayırıcı
teşhis için laboratuvar ve radyolojik
tetkikler gerekebilir.
Miyofasial ağrı sendromları
nasıl tedavi edilir ?
Germe
egzersizleri miyofasial ağrılardaki
tetik noktaları kısmen inaktive
edebilir. Etilklorür spreyleri ile
spreyleme ve germe egzersizlerinin
birlikte uygulanması daha iyi sonuç
verir.
Tetik nokta enjeksiyonları en etkili
tedavidir. Tetik nokta
enjeksiyonlarının birkaç kez
tekrarlanması gerekebilir.
Ayrıca masaj, aktif ve pasif
hareketler, analjezikler, kas
gevşeticiler, antidepresanlar
kullanılabilir.
Ayrıca
biofeedback, akupunktur, TENS ve diğer
fizik tedavi uygulamaları oldukça
faydalıdır.
|
DURUŞ VE DURUŞ BOZUKLUKLARI
Duruş (postür)
vücut kısımlarının diziliş ve düzenidir.
Postür statik veya dinamik olarak ikiye
ayrılır. Oturma, ayakta durma, yatma
sırasında vücudun duruş şekline statik
postür (sabit duruş), hareket esnasında
vücudun duruş şekline ise dinamik postür
(hareketli duruş) denilir.
Normal postür (duruş) nedir ?
Kas iskelet
sisteminde bir zorlanmaya sebep olmayan,
vücudun normal eğriliklerinin korunduğu,
eklemlere uygulanan kuvvetlerin dengeli
dağıldığı duruşa normal postür yada normal
duruş denilir.
İyi bir postür eğitimi çocukluk yaşından
itibaren başlar. Kötü postür hayatın ileri
dönemlerinde karşılaşılabilecek birçok
romatizmal hastalığın, organ
bozukluklarının ve ruhsal bozuklukların
sebebi olabilir.
İdeal ayakta durma pozisyonu
Baş dik ileri
ve geri eğiklik yapmaksızın yanlardan
bakıldığında kulaklar tam omuzlar
hizasında olmalıdır. Göğüs dik durmalı bel
ve boyundaki çukurluklar normalden fazla
veya az olmamalıdır. Karın düz olmalıdır.
Omuzlar dik olmalı, çökmüş gibi
olmamalıdır.
İdeal yatış pozisyonu
Yatak sert ve
düz olmalı, vücut ağırlığı ile
yaylanmamalıdır. Baş ve gövde uyum içinde
olmalıdır. Yastık çok alçak veya çok
yüksek olmamalı, boyundaki çukurluğu
destekleyecek kadar olmalıdır. Çok yumuşak
yastıklar zararlıdır. Ayrıca çok sert ve
yüksek yastıklar başın askıda kalmasına ve
boynun zorlanmasına sebep olur.
İdeal oturma pozisyonu
Oturma
postürü ayakta durma postürüne göre daha
gevşek bir postürdür. İdeal bir oturmada
yük her iki kalça üzerine eşit olarak
dağılmalı, bel ve sırt dik olmalıdır.
Oturulan yer yeterli yükseklikte olmalı,
her iki ayak yere eşit olarak temas
etmelidir. Çalışma esnasında öne eğilmeyi
önlemek için masaya yakın oturulmalı,
araba kullanılıyorsa direksiyona yakın
olunmalıdır. Sırt ve mümkünse baş, eğimi
hafif arkaya bakan bir destekle
desteklenmelidir. Otururken kolların bir
destekle desteklenmesi omuz ve boyuna
binen yükü azaltır.
Sık
rastlanan duruş bozuklukları ve sebepleri
Kifoz
(kamburluk) : Sırt omurgasının öne doğru
eğik olmasıdır. Aşırı kilolular ve
gebelerde görülebilir. Düz tabanlık gibi
deformiteler, ankilozan spondilit gibi
romatizmal hastalıklar, bel çukurluğunda
artma, karın kaslarında zayıflık, zayıf
sırt kasları, desteklenmeyen iri göğüsler
vs kifozun en önemli sebepleridir. Ayrıca
göğüslerin çıkması döneminde kızlar öne
eğilerek otururlar bu da dorsal kifoza
(kamburluk) sebep olur, bu durum daha
sonraki boyun, omuz ve sırt ağrılarına
zemin hazırlayabilir. Kifoz kürek kemiği
hareketlerini etkileyerek düşük omuz,
torasik çıkışın daralması (boyundan çıkıp
kollara giden damar ve sinirlerin geçtiği
dar bir bölge) gibi ilave problemlere yol
açabilir. Osteoporoza bağlı çökme
kırıklarında ilerlemiş kifoz deformiteleri
görülür.
Sırt omurgasının öne doğru eğik olmasıdır.
Aşırı kilolular ve gebelerde görülebilir.
Düz tabanlık gibi deformiteler, ankilozan
spondilit gibi romatizmal hastalıklar, bel
çukurluğunda artma, karın kaslarında
zayıflık, zayıf sırt kasları, desteklenmeyen
iri göğüsler vs kifozun en önemli
sebepleridir. Ayrıca göğüslerin çıkması
döneminde kızlar öne eğilerek otururlar bu
da dorsal kifoza (kamburluk) sebep olur, bu
durum daha sonraki boyun, omuz ve sırt
ağrılarına zemin hazırlayabilir. Kifoz kürek
kemiği hareketlerini etkileyerek düşük omuz,
torasik çıkışın daralması (boyundan çıkıp
kollara giden damar ve sinirlerin geçtiği
dar bir bölge) gibi ilave problemlere yol
açabilir. Osteoporoza bağlı çökme
kırıklarında ilerlemiş kifoz deformiteleri
görülür.
Lordoz (çukur
bel) : Beldeki normal çukurluğun
artmasıdır. Karın, sırt, kalça kasları ve
bağlarındaki dengesizlikler ve güç
kayıpları bel çukurluğunu artırır.
Gebelikte bel çukurluğu artar. Ayrıca
karın kaslarında gevşeklik, aşırı kilo
lomber lordozu artırır. Lomber lordonun en
önemli sonucu bel ve bacak ağrılarıdır.
Ayrıca omurlarda kayma (spondilolistezis)
olan hastalarda lombel lordoz (bel
çukurluğu) artmıştır.
Beldeki normal çukurluğun artmasıdır. Karın,
sırt, kalça kasları ve bağlarındaki
dengesizlikler ve güç kayıpları bel
çukurluğunu artırır. Gebelikte bel çukurluğu
artar. Ayrıca karın kaslarında gevşeklik,
aşırı kilo lomber lordozu artırır. Lomber
lordonun en önemli sonucu bel ve bacak
ağrılarıdır. Ayrıca omurlarda kayma (spondilolistezis)
olan hastalarda lombel lordoz (bel
çukurluğu) artmıştır.
Kifolordoz
(kamburluk ve çukur bel) : Bu kişilerde
sırtta kamburluk, belde de çukurluk
vardır. Kalça öne doğru eğiktir. Bu
hastalarda dizler arkaya eğik, kalçalar
ise öne eğiktir. Baş öne doğrudur, ancak
kamburluktan dolayı boyundaki çukurluk
artmıştır. Bu hastalarda boyun, omuz,
sırt, bel ve bacak ağrıları sık görülür.
Bu
kişilerde sırtta kamburluk, belde de
çukurluk vardır. Kalça öne doğru eğiktir. Bu
hastalarda dizler arkaya eğik, kalçalar ise
öne eğiktir. Baş öne doğrudur, ancak
kamburluktan dolayı boyundaki çukurluk
artmıştır. Bu hastalarda boyun, omuz, sırt,
bel ve bacak ağrıları sık görülür.
Arkaya eğik
bel: Bu duruş bozukluğunda kalçalar önde,
dizler geridedir. Sırt belirginleşmiş,
göğüs kafesi öne çıkmış ve vücudun ağırlık
merkezi ayağın ön kısmına kaymıştır. Bu
duruş bozukluğunda omurga (bel, boyun,
sırt) ve omuz ağrıları sık görülür.
Bu
duruş bozukluğunda kalçalar önde, dizler
geridedir. Sırt belirginleşmiş, göğüs kafesi
öne çıkmış ve vücudun ağırlık merkezi ayağın
ön kısmına kaymıştır. Bu duruş bozukluğunda
omurga (bel, boyun, sırt) ve omuz ağrıları
sık görülür.
Bu tip
postürel bozuklukta arka uyluk kasları
zayıf ve uzun, tensor fasia lata kası
kuvvetli, iliotibial bant gergindir.
Düzleşmiş bel: Bu postürde karın kasları
kuvvetli, bel ekstansörleri (doğrultucu
kaslar) zayıftır. Kalça ve diz eklemi
hiperekstansiyondadır (aşırı doğrulmuş).
Kalça fleksörleri (bükücü kaslar) uzun ve
zayıf, arka uyluk kasları kısa ve
kuvvetlidir. Düzleşmiş belde disklere
binen yük arttığı için bel fıtığı riski
artar.
Bu
postürde karın kasları kuvvetli, bel
ekstansörleri (doğrultucu kaslar) zayıftır.
Kalça ve diz eklemi hiperekstansiyondadır
(aşırı doğrulmuş). Kalça fleksörleri (bükücü
kaslar) uzun ve zayıf, arka uyluk kasları
kısa ve kuvvetlidir. Düzleşmiş belde
disklere binen yük arttığı için bel fıtığı
riski artar.
Düşük omuz :
Uzun süre masa başında çalışanlar,
bilgisayar ve daktilo gibi klavyeli cihaz
kullananlar, borsa çalışanları gibi
sürekli bir ekran izlemek zorunda
kalanlar, çok fazla miktarda el işi (ince
iş) yapanlarda sırtta kamburluk, omuzlarda
çökme ve yuvarlaklaşma ve boynun öne doğru
eğim yapması şeklindeki duruş bozuklukları
ile çok sık karşılaşırlar. Bu kişilerde
aynı pozisyona maruz kalmaktan ve
tekrarlayan mikrotravmalardan dolayı omuz
ağrıları, boyun ağrıları, kürek kemikleri
arasında ağrı, kol ve el bileği ağrıları
çok sık görülür. Bazen ciddi boyun
fıtıkları, dejeneratif değişiklikler
(boyun kireçlenmeleri), rotator manşon
tendinitleri, kümülatif travma hastalığı,
karpal tünel sendromu ve torasik çıkış
sendromları görülebilir. Uzun süreli kötü
ve aynı pozisyonda ders çalışan öğrenci ve
akademisyenlerde de benzer tablolar
görülebilir.
Uzun süre masa başında çalışanlar,
bilgisayar ve daktilo gibi klavyeli cihaz
kullananlar, borsa çalışanları gibi sürekli
bir ekran izlemek zorunda kalanlar, çok
fazla miktarda el işi (ince iş) yapanlarda
sırtta kamburluk, omuzlarda çökme ve
yuvarlaklaşma ve boynun öne doğru eğim
yapması şeklindeki duruş bozuklukları ile
çok sık karşılaşırlar. Bu kişilerde aynı
pozisyona maruz kalmaktan ve tekrarlayan
mikrotravmalardan dolayı omuz ağrıları,
boyun ağrıları, kürek kemikleri arasında
ağrı, kol ve el bileği ağrıları çok sık
görülür. Bazen ciddi boyun fıtıkları,
dejeneratif değişiklikler (boyun
kireçlenmeleri), rotator manşon tendinitleri,
kümülatif travma hastalığı, karpal tünel
sendromu ve torasik çıkış sendromları
görülebilir. Uzun süreli kötü ve aynı
pozisyonda ders çalışan öğrenci ve
akademisyenlerde de benzer tablolar
görülebilir.Duruş egzersizleri
Ayakta yapılacak egzersizler
Çeneniz
geride, başınız dik, kollarınız gövdeye
yakın, karın düz olacak şekilde yürümeye
çalışınız. Kauçuk tabanlı, kaymayan
ayakkabıları tercih ediniz. Yürürken
ayaklarınız dışa doğru değil öne doğru
baksın.
Bir duvara karşı durup kollarınızı
kaldırabildiğiniz kadar yukarı kaldırın.
Bu esnada karnınızı içeri çekerek belinizi
düzleştirmeye çalışın. Bu egzersizi
yaparken bir kolunuzu kaldırabildiğiniz
kadar yukarı kaldırırken, diğer kolunuzu
indirebildiğiniz kadar aşağıyı doğru
uzatın. Daha sonra kollarınızı değiştirin.
Ellerinizi arkadan bel ortasına getirin.
Eğilebildiğiniz kadar arkaya eğilmeye
çalışın. Bu esnada karın kaslarınızın
kasıldığını hissedin.
Sırtınızı bir duvara yaslayınız,
ayaklarınızı 25 cm kadar duvardan uzağa
koyunuz. Dizleriniz hafif bükülü durumda
iken baş, omuz ve sırtınızı duvarla temas
halinde tutunuz. Bu pozisyonda, duvarla
temas halinde iken aşağı-yukarı kayın.
Sırt bölgenize plastik bir top koyarak bu
egzersizi daha etkili hale
getirebilirsiniz.
Oturarak yapılacak egzersizler
Başka
bölümlerde anlatılan boyun egzersizleri
uzun süre oturmaktan kaynaklanan
zorlanmaları dengelemek için
kullanılabilir.
Otururken
omuzlarınızı kaldırabildiğiniz kadar
kaldırın. Sonra omuzlarınızı öne, aşağıya
ve arkaya hareket ettirerek daireler
çizin. Bu hareketi ayakta da
yapabilirsiniz.
Arkalıklı bir sandalyede yada taburede
oturun. Kürek kemiklerinizi orta hatta
doğru yaklaştırabildiğiniz kadar
yaklaştırın.
Arkalıklı bir sandalyeye oturun.
Sandalyenin kollarından tutarak sırt
bölgenizi sandalyenin üst destek noktasına
getirerek geriye doğru geriniz.
Yatarak yapılacak egzersizler
Dizleriniz
bükülüyken sırt üstü uzanın. Başınız ve
omuzlarınızı yere koyun. Bu esnada kalça,
uyluk ve gövdenizi kaldırarak köprü kurun.
Bu egzersizi daha sonra sağ ve sol
bacağınızdan ayrı ayrı destek alarak
tekrarlayın.
Dizleriniz bükülü iken sırt üstü yatın.
Kalçanız çok hafif kalkarken, karnınızı
içe çekin ve bel çukurluğunu yere
bastırmaya çalışın.
Sırt üstü dizleriniz bükülü iken yatın,
kürek kemiklerinizin arasına rulo haline
getirilmiş büyükçe bir havlu koyun.
Omuzlarınızı aynı anda yere doğru
yaklaştırmaya çalışın.
Yüzüstü uzanın önce sağ sonra sol kolunuzu
havaya kaldırmaya çalışın. Aynı hareketi
karnınızın altına bir yastık koyarak
kollarınız yanda iken tekrar ediniz. Bu
hareketi yaparken sağ ve sola doğru
gövdenizi esnetin.
|
BEL AĞRILARINDA RİSK FAKTÖRLERİ ve KORUNMA
PRENSİPLERİ
- Hareketsiz
iş ve hayat düzeni olanlar (Büro işi vb.)
- Ağır
kaldıranlar, eğilme-bükülme ve dönme
hareketini yanlış yapanlar.
- Uzun süreli
araç kullananlar (Şoförler vb.)
- Doğuştan
belinde kayma olanlar.
- Fazla
kilolular, oburlar.
- Zayıf bel
ve karın kasları olanlar.
- Çok ve sık
doğum yapmış kadınlar
- Vücut
mekaniği ve duruşu bozuk olanlar.
- Ortası
çukurlaşmış yataklarda uyuyanlar.
- Hamileliğin
son aylarında olanlar.
- Yüksek
riskli sporlarla uğraşanlar (Halter, kürek
vb.)
- Sigara
içenler (Sigara disklerin beslenmesini
bozar, sürekli öksürme)
- Ruhsal ve
duygusal gerginlik yaşayanlar. (Stres,
Depresyon)
- Kronik
akciğer hastaları
- Uzun süreli
kortikosteroid kullananlar
- Daha önce
bel ağrısı geçirenler
- Daha önce
bele yönelik operasyon geçirenler
- Boyun ve
sırt ağrısı olanlar
BEL
AĞRILARINDAN KORUNMA PRENSİPLERİ
Bel ağrılarını
önlemek için öneriler:
1. Egsersiz ve beslenme:
- Bel ağrısı
yapmayan aerobik egzersizler yapın.
- Aşırı
kilolardan kaçının, eğer varsa aşırı
kilolarınızı verin.
2.
Uyurken:
- Yatınca
şeklini değiştirmeyen bir yatak seçin.
- Yan
yatarken sırtınıza binen baskıyı azaltmak
için dizinizi bükün (diz probleminiz varsa
bu şekilde yatmak dizinizde kontraktürlere
sebep olabilir)
- Sırtüstü
yatarken dizlerin altına küçük bir yastık
koyun (şayet bir diz hastalığınız yoksa).
3.
Otururken:
-
Sandalyenizin arkalığında belinizdeki normal
kavsi koruyabilecek bir destek bulundurun.
- Masaya
yakın oturun ayağınızı yerle temas ettirin.
- Araba
kullanırken pedallara kolay ulaşabilecek
şekilde oturun.
- Kalçanız
ile dizlerinizi aynı seviyede tutun.
4.
Ayakta Dururken ve Yürürken:
- Uzun süre
ayakta duracaksanız, sık sık ağırlığı bir
bacaktan diğerine aktarın.
- Mutfakta
uzun süre ayakta duracaksanız bir ayağınızın
altına bir yükseklik koyun
- İşinizi
kendinizi zorlamayacak bir yükseklik
seviyesinde yapın.
- Dik durun.
- Ayaklardan
birini alçak bir yere koyun.
- Bastığınız
yerin sert zemin olmasına dikkat edin.
- Sportif,
alçak topuklu ayakkabı giyin.
- Üç doğal
kavsinizin hizasını bozmayın.
- Yürürken
yük taşıyorsanız yükün hep aynı elinizde
durmamasına dikkat edin. Her iki elde de yük
varsa yükleri eşit olarak her iki ele verin.
5-Eğilirken, Yük Kaldırırken
- Profesyonel
haltercilerin yaptığı gibi başınızı dik
tutun, bel kavsinizi koruyun.
- Dizler ve
kalçalarınızı kırarak eğilirseniz üç doğal
kavsinizin hizasını korumuş olursunuz.
- Zeminin
dengeli olmasına dikkat edin ve
kaldıracağınız yüke yakın olun.
- Çömelin
derin bir nefes alın ve nefesinizi tutarak
(karın kaslarını bele destek olması için)
yüke yapışın.
- Dönerken
belinizi değil ayaklarınızı döndürün.
- Yükü
göğsünüze yapıştırarak beldeki yükünüzü
azaltın.
- Eğilerek
değil çömelerek yükü yere koyun
parmaklarınıza dikkat edin.
-
Ayaklarınızın arasını biraz açın ve yükü her
iki ayağa eşit dağıtın. Kaldıracağınız ağır
yük omuz hizasından daha yüksek ise sağlam
bir taburenin üzerine çıkarak yükü alın.
|
LOMBER SPONDİLOZ
Bel bölgesinde 5
adet omur ve omurlar arasında 5 adet disk
vardır. Bel bölgesi vücudun esnekliğini ve
hareketliliğini sağlar. Ayrıca beyinden çıkıp
omurilik yoluyla taşınan ve buradan bacaklara
uzanan sinirlerin geçiş yeridir. Bel bölgesinde
iki adet önemli sinir vardır. Arkada siyatik
sinir, bacağın ön tarafında ise femoral sinir.
Siyatik sinir ayak ucuna kadar uzanır ve vücudun
en uzun ve en kalın siniridir.
Belin en hareketli
bölgesi (L4-5 ve L5-S1 ) bölgeleridir. Bu
nedenle bel fıtığı, kireçlenme gibi yaşlanma ve
yıpranmaya bağlı hastalıkların çoğu bu aralıkta
görülür.

Bel kireçlenmesi
denince başlıca 3 değişiklikten bahsedilir.
- Disklerde
yaşlanma ve yıpranmalar, fıtıklar
- Omur gövdesinde
kemiksi çıkıntılar(osteofitler) ve yaşlanmalar
- Arka tarafta
omur çıkıntıları arasında iki adet faset eklemi
arasında yozlaşmalar, yıpranmalar, kemiksi
çıkıntılar ( osteofitler )
Kimlerde görülür?
Bel kireçlenmeleri daha çok orta ve ileri
yaşlarda görülen hastalıklardır. Her iki cinste
de görülür. Genetik faktörlerin önemli bir rolü
vardır. Ayrıca, ağır bedeni işler yapanlar,
trafik kazası geçirenler, daha önce bel fıtığı
geçirenler, bele yönelik operasyon geçirenler,
ve sporcularda daha sık görülür.
Belirtileri nelerdir?
Hastalığın şiddetine, kireçlenen bölgenin yerine
göre bulgu ve belirti verir. Bel ağrıları, bel
tutukluğu, bel hareketlerinde sertlik ve
kısıtlılık olabilir. Ayrıca belden bacağa vuran
siyatalji (siyatik) ve femoral nevralji şeklinde
ağrılar olur. Ayrıca ağrılar kalça bölgesine
yayılabilir.
Lomber spondiloz genellikle vücudun başka
bölgelerindeki kireçlenmelerle birlikte
olduğunda bu bölgelere ait belirtiler görülür.
Bu hastalarda boyun fıtığı, kireçlenme gibi
boyun omurgası hastalıkları oldukça sık görülür.
Eğer kireçlenmeye bağlı olarak omurilik
kanalında daralma (stenoz ) oluşmuşsa bacaklarda
uyuşmalar, yürüme mesafesinin azalması,
özellikle yokuş aşağı ve merdiven inerken uyuşma
ve ağrılar olur. Ayrıca, bu hastalarda,
bacaklarda kramplar, yanmalar ve karıncalanmalar
olur.
Bel kireçlenmelerinin tedavisi
Ağrılı dönemlerde istirahat, bele sıcak ve soğuk
uygulamalar:
- Kas gevşetici,
ağrı kesici ve antiromatizmal ilaçlar
denenebilir.
- Bel kaslarını
kuvvetlendirici egzersizler, karın kaslarına
yönelik egzersizler
- Beli zorlayıcı
hareketlerden kaçınmak
- Yüzeysel
ısıtıcı, derin ısıtıcı, elektroterapi ve
traksiyon gibi fizik tedavi uygulamaları,
kaplıcalar.
- İyi seçilmiş
vakalarda cerrahi olarak sinirlere baskı yapan
lezyonların çıkarılması
|