Romatem
444 76 86 мы вам позвоним Связь по Whatsapp+905354909463

Запись на прием

WhatsApp

Enjeksiyonlar

Enjeksiyonlar, belirli ilaçları ağız yoluyla kullanmak yerine doğrudan sorunlu bölgeye uygulamak amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Başta hareket sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıklar olmak üzere pek çok ağrılı sendromun tedavisinde kullanılmaktadır. Günümüzde bölgesel olarak enjeksiyon yoluyla kullanılan ilaçların en önemlileri:

Lokal Anestezikler

Bu iki ilaç türünden en çok tartışılanı kortizonlu ilaçlardır. Kortizonlu ilaçlar tek başına veya lokal anesteziklerle birlikte çok çeşitli ağrılı durumları tedavi amacıyla kullanılabilirler. Örneğin el ve ayaktaki ağrılı sendromlar, fibromiyalji, donuk omuz gibi hareket kısıtlılığı ile birlikte olan durumlar, tendinit, karpal tünel sendromu, bel ve boyundaki fıtıklar, kas spazmları ve bazı eklem rahatsızlıklarında kortizonlu ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Romatizmal hastalıkların akut dönemlerinde eklem içine de kortizon enjeksiyonları yapılabilir; ancak bu tedavi yönteminde vazgeçilemez bazı şartlar vardır.

  • Bu işin uzmanı ve deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır.
  • Steril şartlara dikkat edilmelidir.
  • Eklemdeki hastalığın mikrobik olmadığı kesinlikle bilinmelidir.
  • 1 veya 2 kez yapıldığı halde istenen sonuç alınamıyorsa tekrar edilmemelidir.
  • En sık görülen diz ağrısı nedenlerinden diz artrozunda yani kireçlenmesinde, erken dönemde yapılmamalıdır.
  • Eklem içindeki veya çevresindeki yapılarda yırtık şüphesi varsa yapılmamalıdır.

Bu koşullara uyulduğu takdirde eklem içine veya eklem çevresine yapılan kortizon enjeksiyonları çok etkili bir tedavi yöntemi olup, diğer ilaçlarla ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabilir.

Enjeksiyonlar Hakkında

Son yıllarda artrozlu eklemlere yapılan bir başka enjeksiyon yöntemi daha geliştirilmiştir. Bilindiği gibi artroz yani eklem kireçlenmesi, kemiklerin arasındaki kıkırdağın aşınması sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Aşınma sonucu kıkırdak yüzeyi bozulmakta ve kıkırdağı besleyen eklem sıvısının miktarı azalmaktadır. Bu kayıpları telafi etmek amacıyla etken maddesi Hiyalüronik asit olan ilaçları enjeksiyon yoluyla eklem içine vermek ve kıkırdaktaki hasarı kısmen onarmak mümkündür. Genellikle horoz ibiğinden yapılan veya sentetik yoldan elde edilen bu ilaçlar, birer haftalık aralıklarla üç kez art arda uygulanır ve 6 ayda bir tekrar edilebilir. Diğer tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabildiğinden hastalar tarafından tercih edilen bir şeklidir. Burada da kortizon enjeksiyonlarındaki koşullara aynen dikkat etme zorunluluğu vardır. Mutlaka bu konuda deneyimli bir uzman hekim tarafından yapılmalı, eklemde iltihap bulunmadığından emin olunmalıdır.

Bazen herhangi bir ilaç vermeden sadece aşırı artmış eklem sıvısını almak amacıyla da enjeksiyon yapılabilir. Eklem ponksiyonu adı verilen bu tedavi yönteminin amacı, travma veya romatizmal hastalıklar sonucunda artan eklem sıvısını boşaltıp eklemi rahatlatmak ve bu sıvı içinde biriken zararlı maddeleri ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu işlemin mutlaka steril şartlar altında, deneyimli bir hekim tarafından yapılması ve enjeksiyondan sonra hastanın takip edilmesi gerekir. Şüpheli durumlarda alınan eklem sıvısı tahlile gönderilir ve içinde iltihap olup olmadığı araştırılır. Normal şartlarda eklem için hayati önemi olan eklem sıvısında aşırı artış olmadan bu işlemin yapılmaması gerekir. Aksi takdirde faydadan çok zarar meydana gelir. O nedenle bu yönteme karar verecek hekimin bilgisi ve deneyimi çok önemlidir.

İlaçlı enjeksiyon yöntemlerinden başka ağrılı noktalara, herhangi bir ilaç vermeden yalnızca iğne batırılarak yapılan bir tedavi yöntemi daha vardır. “Kuru iğne tedavisi“ adı verilen bu yöntemde ağrılı bölgeye, ilaç vermeden iğneler batırılıp çıkarılır. Amaç o bölgedeki ağrılı sinir uçlarının hassasiyetini azaltmak ve ağrı iletimini engellemektir. Uzak Doğuda binlerce yıldır başarıyla uygulanan akupunktur tedavisine benzeyen bu tedavi yöntemi son yıllarda Batı ülkelerinde oldukça yaygınlık kazanmıştır. İlaç enjekte edilmediğin ilaçlara bağlı herhangi bir yan etki söz konusu değildir. Diğer tedavilerle ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başta fibromiyalji olmak üzere, bel ve boyun fıtıklarında, ağrılı kas spazmlarında, ağrılı eklem hastalıklarının tedavisinde etkili olan bir tedavi yöntemidir.

Buna benzer bir diğer tedavi şekli “Mezoterapi”dir. Küçük uçlu enjektörlerle az miktardaki lokal anestezik maddelerin vücuda belirli noktalardan enjekte edilmesiyle yapılan bir tedavi yöntemidir. Kullanılan ilacın miktarı çok az olduğundan ilaca bağlı yan etkiler görülmez. Uygulama sırasında steril koşullara dikkat edilmesi, iltihap şüphesi olan bölgelere ve açık yaraların yakınına yapılması gerekir.

Mezoterapi’ye benzer şekilde uygulanan, ancak lokal anestezikler yerine dekstroz solüsyonu kullanılarak yapılan bir diğer enjeksiyon tedavi yöntemi “Proloterapi” dir. Küçük uçlu enjektörlerle ağrılı bölge çevresine yapılan bu tedavi şeklinin de deneyimli hekimler tarafından uygulanması gerekir. En çok uygulandığı durumların başında kronik romatizmal hastalıklar, bel-boyun ağrıları, kas spazmları ve fibromiyalji gibi ağrılı rahatsızlıklar gelir.

Uzmana Danışın

Uzmana Danışın
WhatsApp İletişim
Комментарии
Ваш комментарий

İLİŞKİLİ DİĞER MAKALELER

Konu ile alakalı diğer bilgiler makalelere göz atarak bilgilendirmeleri okuyabilirsiniz.

Obezite Rehabilitasyonu

Obezite Rehabilitasyonu

Obezite, kişinin günlük yaşantısını kısıtlayacak ve yandaş hastalıklara neden olacak kadar vücutta aşırı yağ depolanması durumudur. Aşırı yağ dokusunu belirlemek için birkaç farklı yöntem vardır. En yaygın olanı Vücut Kitle İndeksi (BMI)’dir. Yağ hücresi bir endokrin hücredir ve yağ dokusu bir endokrin organdır. Bu nedenle yağ dokusu metabolitleri, sitokinleri, lipitleri ve diğerleri arasında koagülasyon faktörleri de dahil olmak üzere bir dizi madde salgılar. Belirgin derecede aşırı yağlanma ya da obezite dolaşımdaki yağ asitlerinin ve iltihaplanmanın artan seviyelerine neden olur. Bu, insülin direncine yol açabilir ve hastada tip 2 diyabete neden olabilir. Obezitenin türleri nelerdir? Obezitenin tanımlanmasında vücut kütle indeksi oranı çok önemlidir. Vücut kitle indeksi 30 ile 34,90 arasında olan kişiler fazla kilolu, 35 ile 39,90 orasında yer alanlar ise aşırı kilolu, vücut kitle indeksi 40’dan fazla olanlar morbid obezite sınıfına dahil olurlar ve beraberinde birçok yandaş rahatsızlığa yol açarlar. Obezitenin neden olduğu hastalıklar nelerdir? Obezitenin kendisi kişinin tüm yaşamını etkileyen çok ciddi bir hastalıktır; ancak bunun yanı sıra yandaş hastalıklara da yol açmaktadır. Obezitenin tetiklediği hastalıklar ise şunlardır: Obezite insülin direncine yol açarak kişilerde tip 2 diyabete neden olabilir. Tansiyon rahatsızlıkları da obezitenin tetiklediği rahatsızlıklar arasındadır. Çarpıntı, nefes darlığı gibi şikayetler kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Kalp ve damar hastalıkları kişinin hayatını ciddi oranda riske sokabilir. Kas ve iskelet sistemi ciddi oranda zarar görebilir. Obezite rahim, pelvik ve bağırsak hastalıklarına da yol açabilir. Uykuda solunum durması sorunu olan uyku apnesi obezitenin neden olduğu en ciddi rahatsızlıkların başında yer alır. Obezitenin sebepleri nelerdir? Obezitenin birden fazla nedeni olabilir. Bunlar arasında: Kalorisi ve yağ ürünü yüksek beslenme alışkanlığı obezitenin en önemli sebebidir. Fast food gıdalardan, yağda kızartılmış yiyeceklerden ve şeker oranı yüksek gıda ürünlerinden uzak durulmalıdır. Hareketsiz yaşam ve düzenli egzersiz yapılmaması obezitenin sebepleri arasındadır. Vücuda alınan kalorinin yağa dönüşerek depolanmaması için egzersiz ve hareketle yakılması büyük önem taşır. Obezite sadece hatalı beslenme şekli ve yetersiz hareketten kaynaklanmaz. Genetik faktörler ve metabolizma yavaşlığı da kişinin vücudunda aşırı yağ birikmesine neden olabilir. Obezite nasıl önlenir? Obezitenin önlenebilmesi için öncellikle eğer varsa metabolik rahatsızlıkların tedavi edilmesi gerekir. Ardından sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin yaşam tarzının vazgeçilmez bir parçası haline getirilmesi gerekir. İşte, obeziteyi önlenmenin yolları: Sağlıklı ve düzenli beslenme alışkanlığı obezitenin önlenmesi için çok önemlidir. Yağ ve kalori oranı düşük, protein ve vitamin oranı yüksek gıdalar tüketilmelidir. Ayrıca vücudunuzun harcayabildiği miktarlarda porsiyonların küçültülmesi, aşırı yeme bozukluğunun giderilmesi gerekir. Günlük alınan ve harcanan kalori miktarının düzenli olarak hesaplanması gerekir. Bu sayede obezite riskini düşürmek için en önemli adımı atmış olursunuz. Düzenli olarak egzersiz yapmak çok önemlidir. Tempolu yürüyüş, bisiklete binme, yüzme ya da benzeri aktivitelerden size en uygun olanını düzenli olarak yapmaya özen göstermelisiniz. Gıdalardan aldığınız kaloriden daha fazlasını yakmanız egzersiz planınızın ilk hedefi olmaldır. Obezite nasıl tedavi edilir? Obezite tedavisinde öncellikle alanında uzman bir diyetisyen ve egzersiz uzmanı desteği ile fazla kiloların verilmesi sağlanır. Diyetisyen hastanın beslenme alışkanlıklarını tamamen değiştirerek düzene sokulmasını sağlar. Kalorisi düşük, besleyici özelliği yüksek, dengeli bir beslenme alışkanlığı edindirilir. En önemlisi ise porsiyonların küçültülmesi sağlanır. Egzersiz uzmanı ise kişinin genel vücut yapısı ve sağlığına uygun bir egzersiz programı hazırlar. Egzersizlerin düzenli ve istikrarlı bir şekilde yapılmasını sağlayarak aşırı kiloların verilmesine yardımcı olur. Obezite rehabilitasyonu nasıl uygulanır? Obezite rehabilitasyonu fizik tedavi uzmanları tarafından uygulanan son derecede etkili bir tedavi programıdır. Hasta öncellikle özel bir ekip tarafından değerlendirmeye alınır ve kişiye özel bir tedavi programı çıkarılır. Obezite rehabilitasyonu ile sadece kişinin fazla kilolarından kurtulması değil, aynı zamanda yandaş hastalıkların tedavisi de sağlanır. Kas ve iskelet sistemindeki bozukluklar başta olmak üzere akıllı egzersiz, masaj vb. uygulamalarla kişinin genel sağlığının da düzeltilmesi hedeflenir. Obezite rehabilitasyonunda kişinin yaşı, kilosu, genel sağlık durumu da dikkate alınarak tedavi planlanır. Diyet ve egzersiz uzmanı da dahil edilerek tam kapsamlı bir terapi programı çıkarılır. Akıllı egzersiz araçları ile hastanın daha kolay ve istikrarlı bir şekilde egzersiz yapması sağlanır. Hastanın diyet ve egzersiz programına tam uyum sağlaması ile ayda ortalama 4 ya da 5 kilo vermesi sağlanabilir. Obezite rehabilitasyonu süreci hastanın vücut kitle indeksinin normal seviyeye çekilmesi ile tamamlanır. Hasta ilk aydan itibaren kilo vermenin sağlıklı kaslara sahip olmanın sağladığı avantajla programa daha büyük hevesle katılır.

Detaylı Bilgi
Romatizmal Ağrı Tedavisi

Romatizmal Ağrı Tedavisi

Romatizmal hastalıklar eklemlerinizi ve kaslarınızı etkiler. Bazıları, osteoartrit gibi, aşınma ve yıpranmanın bir sonucudur. Diğerleri, örneğin romatoid artrit, bağışıklık sistemi problemleridir. Tedavi planınız büyük ihtimalle ilaçlar, fizik tedavi, sağlıklı bir diyet, stres yönetimi ve dinlenme olacaktır. Bu durumda alanında uzman bir romatolog, durumunuza en uygun tedavi planını çıkararak size yardımcı olur. Romatizma; dirsek, eklemler ve yumuşak dokuda şiddetli ağrılara neden olur. Yumuşak dokularda oluşan romatizmal hastalıkları genellikle iltihap kaynaklıdır. Bel ve diz bölgelerinde şiddetli ağrılara neden olabilir. Romatizmal hastalıkların belirtileri nelerdir? Romatizma aşağıdaki yedi özelliğe göre ayırt edilir: Genellikle bir veya daha fazla eklemin (omurga dahil) yakınında hissedilen ağrı ya da rahatsızlık Etkilenen bölgede hareket ile birlikte gelen ağrı Etkilenen bölgeye dokununca hissedilen ağrı Etkilenen kısımların özellikle hareketsiz kalındığında sertleşmesi Hafif egzersiz sonrası semptomatik düzelme, ancak şiddetli egzersiz sonrasında kötüleşme İklimsel faktörlere tepki olarak semptomatik kötüleşme, özellikle düşen barometrik basınç ve yükselen nem Etkilenen bölgeye / bölgelere sıcak uygulanınca iyileşmesi Tüm romatizmal ağrı sendromlarında yedi özelliğin hepsi birden görülmese de çoğunda en azından ilk dört belirti bulunur. Romatizma hangi bölgeleri etkiler? Romatizma, birçok hastalık ile birlikte görülebilir. Bu hastalıklar: Osteoartrit (OA): Osteoartrit, kemiklerin ucundaki yumuşak materyal olan kıkırdağa zarar verir. Aşınırsa eklemler zarar görür ve hareket etmesi zorlaşır. Genellikle dizleri, kalçaları, bel desteği, boynu, parmakları ve ayakları etkiler. Belirtileri ağrı, şişme, sıcaklık, sertliktir. Kas zayıflığı eklemleri dengesiz hale getirebilir. Vücudun hangi bölümlerini etkilediğine bağlı olarak, OA yürümeyi, nesneleri tutmayı, elbise giymeyi, saç taramayı ya da oturmayı zorlaştırabilir. Romatoid Artrit: Lupus (SLE veya sistemik lupus eritematosus da denir) otoimün hastalığıdır. Vücudunuzdaki birçok organı etkileyebilir. Belirtileri şunlardır: Eklem ağrısı Yorgunluk Eklem sertliği Cilt döküntüleri Güneş duyarlılığı Saç kaybı Soğuğa maruz kaldıklarında ayak parmaklarında morarma Böbrekler gibi diğer organlarda sorunlar Anemi, düşük beyaz kan hücreleri veya trombosit gibi kan hastalıkları Göğüs ağrısı, kalp veya akciğer iltihabı Nöbetler veya darbeler Ankilozan Spondilit: Ankilozan spondilit genellikle bel ağrısı ile başlar. Çoğunlukla omurganın sakroilyak eklemler olarak bilinen pelvise bağlandığı eklemleri içerir. Ankilozan spondilit, özellikle 30 yaşına kadar olan genç insanlarda daha sık görülür. Belirtileri şunlardır: Sırtta ve kalçada kademeli ağrı Artan bel ağrısı omurgaya kadar yükselebilir Omuz ve boyunda hissedilen ağrı Sırtta, özellikle istirahatle azalan ağrı ve sertlik Ağrı ve sertlik, etkinlikten sonra daha iyi olur Sırtın ortası ile üstünde ve boyunda ağrı Durum kötüleşirse omurga daha da sertleşir ve günlük aktiviteleri yerine getirmek de zorlanılır. Sjögren Sendromu: Sjogren sendromu, gözler ya da ağız gibi vücudun bir bölümünün kurumasına neden olur. Bağışıklık sisteminin vücudun bazı bölümlerine saldırması ile ortaya çıkar. Kadınlarda erkeklerden daha yaygındır. Belirtileri şunlardır: Göz kuruluğu Göz iritasyonu ve yanma Ağız kuruluğu Diş çürüğü ve diş eti hastalığı Yüzde şişlikler Eklem ağrısı ve sertlik (nadiren) İç organı hastalıkları (nadiren) Romatizmaya neden olan diğer rahatsızlıklar ise şunlardır: Bursit tendinit, donmuş omuz, karpal tünel sendromu ve gut’tur. Romatizmal hastalıklar nasıl tedavi edilir? Romatizmal hastalıkların tedavisinde ağrının hafifletilmesi için ağrı kesiciler kullanılmaktadır. Jel ya da hap şeklinde olan romatizmal ilaçlar reçeteli olarak kullanılmaktadır. Romatizma tedavisinde iltihap önleyici ağrı kesiciler de kullanılabilir. Basit ağrı kesicilerin etki etmemesi halinde, bölgeyi uyuşturmak için narkotik ağrı kesiciler kullanılarak ağrının etkisi azaltılabilir. Narkotik ağrı kesiciler mutlaka doktor kontrolünde alınmalıdır. Çünkü birçoğunun bulantı, kusma, baş dönmesi gibi yan etkileri bulunur. Bitkisel olduğu öne sürülen ilaçlardan uzak durulması önerilir. Steroid olmayan ilaçlar ise iltihaplanmayı tedavi etmek için kullanılır. Vücut iltihaplanmalarında kullanılan en etkili tedavi yöntemlerinden birisi de kortizon tedavisidir. Kortizon tedavisi yumuşak doku üzerinde oluşan iltihaplanmada kullanılır. Fizik tedavi ile romatizmal hastalıkların tedavisi nasıl yapılır? Romatizmal hastalıkların tedavisinde fizik tedavi yöntemleri oldukça etkili bir tedavi imkanı sunmaktadır. Tedavide kullanılan teknikler arasında sıcak uygulaması, akıllı egzersiz cihazları ile kişinin hastalığına uygun egzersiz uygulamaları ve özel masajlar uygulanır. Fizik tedavi ve rehabilitasyonun tedavide en yüksek başarının sağlandığı hastalıklar arasında romatizmal hastalıklar da yer alır.

Detaylı Bilgi
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir? Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, nöromuskuler, kas-iskelet sistemi ve kardiyovasküler sistemlerde ki fiziksel ve fonksiyonel bozuklukların tanı ve tedavisini kapsayan bir uzmanlık dalıdır. Fizik tedavi, fiziksel ajanlar ve tekniklerin kas iskelet sistemi hastalıkları tedavisinde kullanılması anlamına gelir. Fizik tedavi yöntemleri vücudun dışından fiziksel ajanların uygulanması şeklindedir. Uygulanılan fizik tedavi ajanları vücudumuzda herhangi bir lezyon veya yara oluşturmaz. Fizik tedavi uygulamasının amacı ağrıların azaltılması veya yok edilmesi, hastanın günlük yaşam aktivitelerinin tekrar kazanılması organların işlevlerinin sağlıklı hale gelmesi, bağımsız bir birey olarak toplumdaki yerini almasıdır. Rehabilitasyon ise doğuştan veya sonradan ortaya çıkan, kaybedilmiş hareket kabiliyetinin tekrar kazandırılmasına yönelik tedavidir.Rehabilitasyonda amaç, hastayı bedensel, psikolojik, sosyal, mesleki ve meslek dışı konularda ve eğitimde, çevresel kısıtlılıklar ve fizyolojik-anatomik bozukluklara rağmen olası en yüksek duruma getirmektir. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonun amaçları nelerdir? Ağrının azaltılması, Kasların gevşetilmesi, Dolaşımın olumlu yönde etkilenmesi, Enflamasyonun giderilmesi, Fonksiyonların restore edilmesi; hareketin artırılması, kasların güçlendirilmesi ve koordinasyonun sağlanması, İlaç gereksiniminin azaltılması, Postür(duruş) bozukluklarının önlenmesi ve düzeltilmesi olarak sayılabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, tıbbi ve cerrahi tedaviler yetersiz-etkisiz-gereksiz ise, hastalığın kronikleşme ve ilerleme ihtimali varsa, günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa veya sakatlık gelişmişse yararlı ve gerekli olabilir. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uygulamaları Nelerdir? Hastalığın durumuna göre uygun bir fizik tedavi programı planlanır. Fizik tedavi, uzman hekim denetiminde yapılmalıdır. Bu tedavi programı ilaç ve fizik tedavi ajanlarının uygulanması ve terapötik egzersizlerden bir veya birkaçını içerebilir. Uygulanacak Fizik Tedavi programı Soğuk tatbiki, Yüzeyel ısı (infraruj, sıcak paket, parafin, girdap banyosu), Derin ısı (ultrason, kısa dalga diatermi, radar), Elektroterapi (tens, elekrostimülasyon, vakum-enterferans, diadinami, galvanık-faradik akım) Hidroterapi (kontrast banyo, kaplıca tedavisi, su altı masaj, elektrogalvanik banyo, girdap banyosu), Mekanoterapi (mobilizasyon ve manipülasyon, traksiyon, pnömatik kompresyon, splint, breys, korse, bandaj, baston vs destekleri), Tedavi edici egzersiz uygulamaları gibi Fizik tedavi yöntemlerinden biri veya bir kaçını içerebilir. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kapsamındaki tedaviler nelerdir? Akut ve kronik ağrı tedavisi Romatizmal hastalıklar tedavi ve takibi Ortopedik rehabilitasyon ve spor yaralanmaları Nörolojik ve nöromuskulaer hastalıkların rehabilitasyonu Pediatrik rehabilitasyon Metabolik kemik hastalıkları (Osteoporoz vb.) Doğumsal veya edinsel eklem ve kemik bozuklukları Yanık sonrası rehabilitasyon Kardiyak rehabilitasyon Geriatrik rehabilitasyon . Fizik Tedavinin Süresi Ne Kadardır? Fizik tedavi seanslar halinde yapılır. 1-1.5 saatlik toplam 15-20 seans uygulanır. Rehabilitasyon ise daha uzun bir süreçtir, tedavi yıllarca sürebilir. Fizik Tedavi Uygulamaları Ağrılı Mıdır? Fizik tedavi uygulamaları sırasında hasta ağrı duymaz. Ancak, hastada eklem kısıtlılığı mevcutsa, örneğin omuzunu kaldıramıyorsa, o zaman fizyoterapist, germe egzersizleri yapacağından hafif ağrı olabilir. Fizik Tedavinin Sakıncalı Olduğu Durumlar Nelerdir? İltihabi (enflamatuar) romatizmal hastalıkların aktif dönemleri (eklemlerin, şiş, sıcak ve ağrılı olduğu dönemler), damar tıkanıklıkları, varisler, açık yaralar ve iltihaplı bölgeler üzerine uygulama sakıncalıdır. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uygulamalarının Olası Risk ve Yan Etkileri Nelerdir? Yan etki ve riskleri oldukça az olan tedavi yaklaşımlarıdır. Bununla birlikte, nadir de olsa cilt kızarıklıkları, hassasiyet gibi istenmeyen etkiler görülebilir. Çok daha nadir görülen önemli riskler cilt yanıkları, kalp ritm bozuklukları, ciltte aşırı duyarlılık, kan basıncı değişiklikleri, eklem kısıtlılıklarının açılması sırasında kas-tendon hasarlanması-kopması, elektrik çarpmasıdır. Riskler uygun teknik, yeterli tıbbi malzeme ve deneyimli tıbbi personel varlığında nadiren görülmektedir. Bu durumların görülme sıklığını en aza indirmek için uygulama öncesi tıbbi durumunuz hakkında doktorunuza detaylı bilgi vermelisiniz. Bilinen ilaç alerjisi durumlarını, hastalıklarınızı doktorunuza belirtmelisiniz.

Detaylı Bilgi