Romatem
444 76 86 мы вам позвоним Связь по Whatsapp+905354909463

Запись на прием

Topuk Dikeni Tedavisi

Topuk dikeni olarak bilinen plantar fasit, topuk ağrısının en yaygın nedenlerinden biridir. Ayağınızın altından geçen ve topuk kemiğinizi parmaklarınızla (plantar fascia) bağlayan kalın bir doku bandının iltihabını içerir.

Plantar fasiit genellikle sabahın ilk adımında bıçak gibi bir ağrı hissedilmesine neden olur. Ayağa kalkıp daha fazla hareket edildiğinde, ağrı normal olarak azalır, ancak uzun süre ayakta kalındıktan sonra veya oturulunca tekrar başlar.

Plantar fasiit, koşucularda daha sık görülür. Buna ek olarak, aşırı kilolu ve yetersiz topuk desteği olan ayakkabılar giyenler, plantar fasiit yani topuk dikeni olma riski daha fazla taşıyor.

Topuk dikeni belirtileri nelerdir?

Topuk dikeni belirtileri aşağıdaki gibidir:

  1. Topuk dikeninin en belirgin özelliği sabah kalkıldığına ayak tabanında hissedilen ağrıdır. Sabah uyanıldığında ayakların dinlenmemiş olması, topukta ağrı ile uyanılması topuk dikeninin belirtileri arasındadır.
  2. Uzun süre oturularak dinlenilmesi durumunda topukta ağrı birikmesi oluyorsa ve üzerine basıldığında ağrı hissediliyorsa topuk dikeni sorunu var demektir.
  3. Topuk dikeni yaşam kalitesinin düşmesine yol açan bir rahatsızlıktır. Kişinin hareket kabiliyetini düşürür. Hasta topuklarının ağrısından rahat yürüyemez.
  4. Topuk dikeni günlük ayak ağrıları ile karıştırılmamalıdır. Ayağın aşırı yorulması durumunda topukta ağrı olması oldukça normal bir durumdur. Ancak ayağa aşırı yük yüklenmediği durumlarda bile topukta durduk yere ağrı oluyorsa topuk dikeni sorunu var demektedir.
  5. Topuk dikeni direkt olarak topuktan başlar, başka bir bölgeden ayağa doğru yayılmaz. Topuk dikeni ağrıları tamamen bölgesel olan ve batma hissiyle birlikte ortaya çıkan ağrılardır.
  6. Topuk dikeni yürüyüş bozukluklarına da yol açmaktadır. Bunlar yalpalayarak ve içe doğru basarak yürüme gibi sorunları da beraberinde getirir.

Topuk dikeninin sebepleri nelerdir?

Topuk dikeni kişinin yürüme süresini düşüren, yürüme bozukluğuna yol açarak yaşam standardını düşüren bir hastalıktır. Topuk dikeninin başlıca sebepleri şunlardır:

  • Topuk dikeni aşırı kilolu kişilerde daha fazla görülür. Ayaklar vücuttaki fazla kiloları taşırken yıpranır ve topuk bölgesinde ağrıya neden olur. Çünkü kilonuzun 3 katı kadar daha fazla yük biner ayaklarınıza ve ayaklarınızın hasar görmesine yol açar.
  • Yana ya da içe basma gibi problemleri olan kişilerde de topuk dikeni riski çok daha yüksek olur. Bunun dışında aksama sorunu olanlarda da topuk dikeni sorunu görülebilir. Yürünürken ayağın bir bölgesine daha fazla ağırlık verilmesi ya da ayağın birine daha fazla ağırlık verilmesi gibi sorunlar topuk dikenine neden olmaktadır.
  • Hatalı ayakkabı seçimi de topuk dikenine neden olan faktörler arasındadır. Sert tabanlı ve kalitesiz ayakkabılar topuklarda ağrıya neden olur. Bu durum topuk dikenine yol açar.

Topuk dikeni nasıl tedavi edilir?

topuk dikeniHastanın yaşam kalitesini düşüren topuk dikeninin tedavi edilmesi çok önemlidir:

 

  • Topuk dikeni tedavisinde hastaya önce ayak egzersizleri verilir. Bu egzersizler doktorun tavsiye ettiği şekilde ve tavsiye ettiği kadar yapılmalıdır.
  • Topuk dikeninde fizik tedavi ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Fizik tedavi akıllı egzersiz aletleriyle yaptırılan düzenli egzersizler, soğuk ve sıcak uygulaması, özel masajlar uygulanır. Akıllı egzersiz cihazları hastanın egzersiz ile sakatlanma riskini en aza indirir.
  • Fizik tedavi de hastanın göstermiş olduğu istikrar ve özen de tedavinin başarısına doğrudan etki eder. Tedaviye düzenli olarak katılması, hareketleri özenli yapması tedavi sürecinin hızlanmasını sağlar.
  • Doğru ayakkabı ve kaliteli ayakkabı seçimi de topuk dikeni tedavisine ve yakalanma riskine azaltmaya yardımcı olur. Ayakkabı seçiminde ortopedik ve ayak sağlığını koruyan ayakkabıların tercih edilmesine dikkat edilmelidir.
  • Aşırı kilolardan kurtulmak topuk dikene ve diğer birçok hastalığın tedavisinde size yardımcı olur. Hasta fizik tedavi ile birlikte diyet ve egzersize başlayarak kilo vermeye gayret etmelidir.
  • Topuk dikeninin tüm bu yöntemlerle rağmen tedavi edilememesi durumunda cerrahi tedavi yöntemlerine başvurulur. Bu süreç içinde topuk dikenine neden olan aşırı kilo, yürüme bozuklukları ya da diğer hastalıkların tedavisi de tekrarlama riskini ortadan kaldırmak için beraberinde tedavi edilmelidir.
  • Topuk yaraları da topuk dikenine neden olabilir. Bu nedenle ayak tabanındaki bu yaraların da tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu sorunun tedavisi için ilaç, lazer ya da PRP tedavisi gibi teknikler uygulanabilir.

Uzmana Danışın

Uzmana Danışın
WhatsApp İletişim
Комментарии
Ваш комментарий

İLİŞKİLİ DİĞER MAKALELER

Konu ile alakalı diğer bilgiler makalelere göz atarak bilgilendirmeleri okuyabilirsiniz.

Diz, Omuz, Kalça Kireçlenmesi

Diz, Omuz, Kalça Kireçlenmesi

Diz, Omuz, Kalça Kireçlenmesi önceden tanı ve tedavisi yapılmadığında ciddi problemlere yol açabilir. Kalça eklemi vücudun en büyük ve en önemli eklemlerinden birisidir. Her bir kalça eklemi vücut ağırlığının yarısını taşımak zorunda olduğu gibi, yürüme, koşma, merdiven çıkma, çömelme gibi hareketler sırasında bu yük daha da artar ve vücut ağırlığının birkaç katına kadar çıkabilir. Bu nedenle kalça eklemlerinde doğuştan mevcut olan veya sonradan ortaya çıkan bazı rahatsızlıklar, erken dönemde fark edilmese dahi sonradan ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olurlar. Kireçlenme Nedenleri Erken çocukluk döneminde kalça ekleminde ortaya çıkan en önemli rahatsızlık doğuştan kalça çıkıklarıdır. Bu durum zamanında tedavi edilmediği takdirde ileri yaşlarda kalçada ağrı ve hareket zorluğuyla birlikte belirgin topallamaya neden olur. Romatizmal Hastalıklar İltihaplı veya dejeneratif tip romatizmal hastalıklar kalça ekleminde yapısal bozulmalara yol açar. Erişkin yaşlarda en çok görülen ağrı nedeni kalça eklemindeki kireçlenmelerdir. Enfeksiyonlar Vücudun bir başka bölgesinden yayılan veya direkt olarak gelen mikroplar kalça ekleminde iltihaba neden olabilirler. Tümörler Meme, akciğer ve prostat kanserleri kalça eklemine yayılıp şiddetli kalça ağrısına neden olabilirler. Damarsal Nedenler Kalça kemiklerini besleyen damarların tıkanması veya buraya gelen kan akımının bozulması sonucunda kalça ağrıları ortaya çıkabilir. Yukarıda sıraladığımız durumlarda, önce ağrının nedenini belirlemek gerekir. Bu amaçla ayrıntılı bir klinik muayeneden sonra çeşitli görüntüleme yöntemlerine başvurulur. En çok kullanılan görüntüleme yöntemleri klasik röntgen, ultrason, bilgisayar tomografi ve MR’dır. Tedavi kalça ağrısının nedeni belirlendikten sonra buna yönelik tedaviye başlanır. Bazı hastalarda ilaç tedavisi gerekir. Hastalığın akut dönemi geçtikten sonra veya kalça ameliyatına müteakip fizik tedavi ve rehabilitasyona başlamak gerekir. Uygun hastalarda egzersiz tedavileriyle birlikte havuz içi yürüme eğitimi de yaptırılarak iyileşme süresi hızlandırılır.

Detaylı Bilgi
Enjeksiyonlar

Enjeksiyonlar

Enjeksiyonlar, belirli ilaçları ağız yoluyla kullanmak yerine doğrudan sorunlu bölgeye uygulamak amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Başta hareket sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıklar olmak üzere pek çok ağrılı sendromun tedavisinde kullanılmaktadır. Günümüzde bölgesel olarak enjeksiyon yoluyla kullanılan ilaçların en önemlileri: Lokal Anestezikler Bu iki ilaç türünden en çok tartışılanı kortizonlu ilaçlardır. Kortizonlu ilaçlar tek başına veya lokal anesteziklerle birlikte çok çeşitli ağrılı durumları tedavi amacıyla kullanılabilirler. Örneğin el ve ayaktaki ağrılı sendromlar, fibromiyalji, donuk omuz gibi hareket kısıtlılığı ile birlikte olan durumlar, tendinit, karpal tünel sendromu, bel ve boyundaki fıtıklar, kas spazmları ve bazı eklem rahatsızlıklarında kortizonlu ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Romatizmal hastalıkların akut dönemlerinde eklem içine de kortizon enjeksiyonları yapılabilir; ancak bu tedavi yönteminde vazgeçilemez bazı şartlar vardır. Bu işin uzmanı ve deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır. Steril şartlara dikkat edilmelidir. Eklemdeki hastalığın mikrobik olmadığı kesinlikle bilinmelidir. 1 veya 2 kez yapıldığı halde istenen sonuç alınamıyorsa tekrar edilmemelidir. En sık görülen diz ağrısı nedenlerinden diz artrozunda yani kireçlenmesinde, erken dönemde yapılmamalıdır. Eklem içindeki veya çevresindeki yapılarda yırtık şüphesi varsa yapılmamalıdır. Bu koşullara uyulduğu takdirde eklem içine veya eklem çevresine yapılan kortizon enjeksiyonları çok etkili bir tedavi yöntemi olup, diğer ilaçlarla ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabilir. Enjeksiyonlar Hakkında Son yıllarda artrozlu eklemlere yapılan bir başka enjeksiyon yöntemi daha geliştirilmiştir. Bilindiği gibi artroz yani eklem kireçlenmesi, kemiklerin arasındaki kıkırdağın aşınması sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Aşınma sonucu kıkırdak yüzeyi bozulmakta ve kıkırdağı besleyen eklem sıvısının miktarı azalmaktadır. Bu kayıpları telafi etmek amacıyla etken maddesi Hiyalüronik asit olan ilaçları enjeksiyon yoluyla eklem içine vermek ve kıkırdaktaki hasarı kısmen onarmak mümkündür. Genellikle horoz ibiğinden yapılan veya sentetik yoldan elde edilen bu ilaçlar, birer haftalık aralıklarla üç kez art arda uygulanır ve 6 ayda bir tekrar edilebilir. Diğer tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabildiğinden hastalar tarafından tercih edilen bir şeklidir. Burada da kortizon enjeksiyonlarındaki koşullara aynen dikkat etme zorunluluğu vardır. Mutlaka bu konuda deneyimli bir uzman hekim tarafından yapılmalı, eklemde iltihap bulunmadığından emin olunmalıdır. Bazen herhangi bir ilaç vermeden sadece aşırı artmış eklem sıvısını almak amacıyla da enjeksiyon yapılabilir. Eklem ponksiyonu adı verilen bu tedavi yönteminin amacı, travma veya romatizmal hastalıklar sonucunda artan eklem sıvısını boşaltıp eklemi rahatlatmak ve bu sıvı içinde biriken zararlı maddeleri ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu işlemin mutlaka steril şartlar altında, deneyimli bir hekim tarafından yapılması ve enjeksiyondan sonra hastanın takip edilmesi gerekir. Şüpheli durumlarda alınan eklem sıvısı tahlile gönderilir ve içinde iltihap olup olmadığı araştırılır. Normal şartlarda eklem için hayati önemi olan eklem sıvısında aşırı artış olmadan bu işlemin yapılmaması gerekir. Aksi takdirde faydadan çok zarar meydana gelir. O nedenle bu yönteme karar verecek hekimin bilgisi ve deneyimi çok önemlidir. İlaçlı enjeksiyon yöntemlerinden başka ağrılı noktalara, herhangi bir ilaç vermeden yalnızca iğne batırılarak yapılan bir tedavi yöntemi daha vardır. “Kuru iğne tedavisi“ adı verilen bu yöntemde ağrılı bölgeye, ilaç vermeden iğneler batırılıp çıkarılır. Amaç o bölgedeki ağrılı sinir uçlarının hassasiyetini azaltmak ve ağrı iletimini engellemektir. Uzak Doğuda binlerce yıldır başarıyla uygulanan akupunktur tedavisine benzeyen bu tedavi yöntemi son yıllarda Batı ülkelerinde oldukça yaygınlık kazanmıştır. İlaç enjekte edilmediğin ilaçlara bağlı herhangi bir yan etki söz konusu değildir. Diğer tedavilerle ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başta fibromiyalji olmak üzere, bel ve boyun fıtıklarında, ağrılı kas spazmlarında, ağrılı eklem hastalıklarının tedavisinde etkili olan bir tedavi yöntemidir. Buna benzer bir diğer tedavi şekli “Mezoterapi”dir. Küçük uçlu enjektörlerle az miktardaki lokal anestezik maddelerin vücuda belirli noktalardan enjekte edilmesiyle yapılan bir tedavi yöntemidir. Kullanılan ilacın miktarı çok az olduğundan ilaca bağlı yan etkiler görülmez. Uygulama sırasında steril koşullara dikkat edilmesi, iltihap şüphesi olan bölgelere ve açık yaraların yakınına yapılması gerekir. Mezoterapi’ye benzer şekilde uygulanan, ancak lokal anestezikler yerine dekstroz solüsyonu kullanılarak yapılan bir diğer enjeksiyon tedavi yöntemi “Proloterapi” dir. Küçük uçlu enjektörlerle ağrılı bölge çevresine yapılan bu tedavi şeklinin de deneyimli hekimler tarafından uygulanması gerekir. En çok uygulandığı durumların başında kronik romatizmal hastalıklar, bel-boyun ağrıları, kas spazmları ve fibromiyalji gibi ağrılı rahatsızlıklar gelir.

Detaylı Bilgi
Fibromiyalji Tedavisi

Fibromiyalji Tedavisi

Fibromiyalji Tedavisi, yaygın kas ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik ağrı sendromu tedavisidir. Özellikle sırt, boyun, omuzlarda ve kalçalarda belirgin olmak üzere yaygın ağrısının olduğu bir kas iskelet sistemi hastalığıdır. Her yaşta ve her iki cinste görülebilmekle birlikte en sık 25-55 yaşlar arasında ve kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. Fibromiyalji Nedir? Eklemlerde hareket kısıtlılığına yol açmayan ancak kişinin yaşam kalitesini bozan kronik bir hastalıktır. Hastalığın nedeni bilinmemekle birlikte stres, kaygı, depresyon, ağır çalışma temposu, rutubetli ortam, uyku bozuklukları, uzun süre bilgisayar kullanımı gibi birçok durumla ilişkilidir. Fibromiyalji Belirtileri ve Tedavisi Fibromiyalji sendromunda klinik tabloyu oluşturan bulgu ve belirtiler çok çeşitlidir. Temel belirti ve bulgular kronik yaygın ağrı ve belli bölgelerde hassas noktalardır. Yorgunluk, uyku bozukluğu, Subjektif şişlik hissi, uyuşmalar, baş dönmesi, güçsüzlük hastalığın çok sık rastlanan belirtileridir. Yapılan kan testleri ve radyolojik incelemeler normal sonuç verir. Fibromiyalji teşhisi anemnez ve klinik muayene ile konur. Tedavide her hastalıkta olduğu gibi hastanın hastalığı ile ilgili bilgilendirilmesi ve eğitimi çok önemlidir. Hastaya hastalığının “gerçek” olduğunu, ancak şekil bozucu ya da sakat bırakıcı bir hastalık olmadığı anlatılmalıdır. Fibromiyalji tedavisinde hastanın durumuna göre ağrı kesici ilaçlar, antidepresanlar, kas gevşeticiler ve uyku düzenleyici ilaçlar kullanılmaktadır. Tedavide en önemli yeri kaplayan Fizik tedavi seansları ve egzersiz programları uygulanmaktadır. Ayrıca kliniğimizde uygulanan ozon tedavisi, akupunktur ve tetik nokta enjeksiyonları fibromiyalji de oldukça etkilidir.

Detaylı Bilgi