Romatem
444 76 86 SİZİ ARAYALIM WhatsApp Hasta İletişim+905492046053

E-RANDEVU OLUŞTUR

WhatsApp

Bursit Tendinit

Tendinit ya da bursit rahatsızlıkları omuz, dirsek, bilek, diz, kalça ve ayak bileğinde oluşan iltihaplanmadır. Genellikle iltihaplanma uzun süreler içinde oluşur. Ancak bazı durumlarda ani iltihaplanma sorunları da görülebilir. Bunun sebebi aşırı kullanım ve hor kullanmadır. Mesela bazı kişiler meslekleri nedeni omuzlarıyla sürekli ağır yük taşımak durumunda olabilirler. Bu durum omuz kemiklerinde iltihaplanmaya yol açabilir. Elleri ile çok ağır yük taşıyan kişilerin dirseklerinde ve bileklerinde de iltihaplanma oluşabilir. Sürekli ayakta duran kişilerin ise diz ve ayaklarında iltihaplanma oluşma riski yüksektir. Ayrıca sürekli oturarak çalışmak durumunda olan kişilerin de kalçasında iltihaplanma oluşabilir.

tendinitTendinit: Tendinit rahatsızlığında tendonlar ve kaslar incelir ve kolay hasar görür. Bu durum iltihaplanmaya neden olabilir. Tendinit, şiddetli ağrılara yol açabilir.

Bursit: Kemik ve kas arasında tendon ya da deri arasında bulunan küçük keselerin iltihaplanmasıdır. Bu iltihaplanma ciddi ağrılara sebep olabilir.

Tendinit ve bursitin sebepleri nelerdir?

  1. Aynı hareketin sürekli tekrarlanıyor olması tendinit ve bursit rahatsızlığına yol açabilir. Mesela uzun süre klavyede yazı yazmak, yürümek, kesme ve doğrama işlemleri yapmak sayılabilir.
  2. Doğru ayakkabı seçilmemesi de tendinit ve bursite neden olabilir. Ayağı rahatsız eden ayakkabılar tendinit ve bursite sebep olmaktadır.
  3. Kan ve böbrek hastalıkları da beraberinde tendinit ve bursit hastalıklarına neden olabilir.
  4. Yaşlılık da bacak, kalça ve dirseklerde tendinit ve bursit çok daha yaygın olarak görülür.
  5. Bazı antibiyotik ve ilaçların kullanımı da lif yırtılmalarına sebep olarak tendinit ve bursit rahatsızlığının oluşmasına yol açar.

Tendinit ve bursit nasıl teşhis edilir?

Tendinit ve bursit rahatsızlığında öncellikle hastanın fiziksel muayenesi yapılır. Oluşan hastalığın sebebi, şiddeti ve hikayesi öğrenilir. Bunun için röntgen ve MR gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilir. İltihabı ölçmek için kan tahlili yapılması gerekebilir.

Tendinit ve bursit nasıl tedavi edilir?

bursit tendiniti

Tendinit ve bursit; kemik ve kas yapısını ciddi anlamda etkileyen bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlıkların tedavisinde uygulanan yöntemler şunlardır:

  • Bütün kemik ve kas hastalıklarında ilk olarak istirahat önerilir. Bu sayede kas ve kemik üzerine fazla yük bindirilmemeli, ağır kaldırılmamalı ve darbe almamaya dikkat edilmelidir.
  • Buz uygulaması ağrının dindirilmesinde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Ağrıyan bölgeye günde 3 ya da 4 kez yaklaşık 15 dakika boyunca buz kompresi yapılması ağrının azalmasına yardımcı olur.
  • Tendinit ve bursit hastalığında ağrı ve iltihabı gidermek için duruma göre ilaç tedavisi uygulanabilir.
  • Tendinit ve bursit hastalığına sebep olan hareketlerin tekrarlanması hastalığın tedavisine engel olabilir. Bu nedenle ağrının oluştuğu bölgede destekleyici alet ve aparatlar kullanılması gerekebilir. Örneğin baston kullanılması ağrıya neden olan yükün hafiflemesini sağlayarak iyileşmeyi ve rahatsızlığın tekrarlanmasını önler.
  • Fizik tedavi ile tendinit ve bursit tedavi edilebilir. Alanında uzman terapistler tarafından kişiye özel olarak akıllı egzersiz programları, masaj, soğuk sıcak uygulaması yapılabilir.
  • Fizik tedavi teknikleri ile hastalığın tedavi edilememesi sonucunda cerrahi müdahale yapılması gerekebilir. Fakat tendinit ve bursit tedavisinde cerrahi müdahale en son aşamadır. Bazı durumlarda kortizon enjekte edilmesi yeterli olabilir. Kortizonun da fayda etmediği durumlarda cerrahi müdahale uygulanması gerekebilir.

Tendinit ve bursit riskine karşı nasıl önlem alınır?

Tendinit ve bursit rahatsızlığına oluşma riskine karşı dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Yoğun spor ve egzersiz yapan kişilerde tendinit ve bursit rahatsızlığının oluşma riski çok yüksektir. Bunun için spor ya da egzersiz yapmadan önce ısınma ve germe hareketleri yapmaya özen göstermelisiniz. Bu sayede tendinit ve bursit oluşma riskini en aza iner.
  • Spor ya da egzersizin çok hızlı yapılması da tendinit ve bursite neden olur. Bunun için egzersize yavaş yavaş başlanarak ısındıkça hızlanılmalıdır.
  • Egzersize uzun süre ara verilip yeniden başlanılması da tendinit ve bursite neden olmaktadır. Bu nedenle haftanın bir günü yoğun egzersiz yapmak yerine, her gün düzenli olarak 25-30 dakika egzersiz yapılması çok daha faydalıdır.
  • Doğru malzeme ve spor aleti kullanmak da oluşabilecek travma riskinin en aza inmesini sağlar.
  • Sürekli olarak aynı pozisyonda durmak da tendinit ve bursit hastalığına neden olur. Bunun için düzenli aralıklar ile pozisyon değiştirilmeli ve yürünmelidir.

Uzmana Danışın

Uzmana Danışın
WhatsApp İletişim
Yorumlar
Yorum Yapın

İLİŞKİLİ DİĞER MAKALELER

Konu ile alakalı diğer bilgiler makalelere göz atarak bilgilendirmeleri okuyabilirsiniz.

Obezite Rehabilitasyonu

Obezite Rehabilitasyonu

Obezite, kişinin günlük yaşantısını kısıtlayacak ve yandaş hastalıklara neden olacak kadar vücutta aşırı yağ depolanması durumudur. Aşırı yağ dokusunu belirlemek için birkaç farklı yöntem vardır. En yaygın olanı Vücut Kitle İndeksi (BMI)’dir. Yağ hücresi bir endokrin hücredir ve yağ dokusu bir endokrin organdır. Bu nedenle yağ dokusu metabolitleri, sitokinleri, lipitleri ve diğerleri arasında koagülasyon faktörleri de dahil olmak üzere bir dizi madde salgılar. Belirgin derecede aşırı yağlanma ya da obezite dolaşımdaki yağ asitlerinin ve iltihaplanmanın artan seviyelerine neden olur. Bu, insülin direncine yol açabilir ve hastada tip 2 diyabete neden olabilir. [toc] Obezitenin türleri nelerdir? Obezitenin tanımlanmasında vücut kütle indeksi oranı çok önemlidir. Vücut kitle indeksi 30 ile 34,90 arasında olan kişiler fazla kilolu, 35 ile 39,90 orasında yer alanlar ise aşırı kilolu, vücut kitle indeksi 40’dan fazla olanlar morbid obezite sınıfına dahil olurlar ve beraberinde birçok yandaş rahatsızlığa yol açarlar. Obezitenin neden olduğu hastalıklar nelerdir? Obezitenin kendisi kişinin tüm yaşamını etkileyen çok ciddi bir hastalıktır; ancak bunun yanı sıra yandaş hastalıklara da yol açmaktadır. Obezitenin tetiklediği hastalıklar ise şunlardır: Obezite insülin direncine yol açarak kişilerde tip 2 diyabete neden olabilir. Tansiyon rahatsızlıkları da obezitenin tetiklediği rahatsızlıklar arasındadır. Çarpıntı, nefes darlığı gibi şikayetler kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Kalp ve damar hastalıkları kişinin hayatını ciddi oranda riske sokabilir. Kas ve iskelet sistemi ciddi oranda zarar görebilir. Obezite rahim, pelvik ve bağırsak hastalıklarına da yol açabilir. Uykuda solunum durması sorunu olan uyku apnesi obezitenin neden olduğu en ciddi rahatsızlıkların başında yer alır. Obezitenin sebepleri nelerdir? Obezitenin birden fazla nedeni olabilir. Bunlar arasında: Kalorisi ve yağ ürünü yüksek beslenme alışkanlığı obezitenin en önemli sebebidir. Fast food gıdalardan, yağda kızartılmış yiyeceklerden ve şeker oranı yüksek gıda ürünlerinden uzak durulmalıdır. Hareketsiz yaşam ve düzenli egzersiz yapılmaması obezitenin sebepleri arasındadır. Vücuda alınan kalorinin yağa dönüşerek depolanmaması için egzersiz ve hareketle yakılması büyük önem taşır. Obezite sadece hatalı beslenme şekli ve yetersiz hareketten kaynaklanmaz. Genetik faktörler ve metabolizma yavaşlığı da kişinin vücudunda aşırı yağ birikmesine neden olabilir. Obezite nasıl önlenir? Obezitenin önlenebilmesi için öncellikle eğer varsa metabolik rahatsızlıkların tedavi edilmesi gerekir. Ardından sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin yaşam tarzının vazgeçilmez bir parçası haline getirilmesi gerekir. İşte, obeziteyi önlenmenin yolları: Sağlıklı ve düzenli beslenme alışkanlığı obezitenin önlenmesi için çok önemlidir. Yağ ve kalori oranı düşük, protein ve vitamin oranı yüksek gıdalar tüketilmelidir. Ayrıca vücudunuzun harcayabildiği miktarlarda porsiyonların küçültülmesi, aşırı yeme bozukluğunun giderilmesi gerekir. Günlük alınan ve harcanan kalori miktarının düzenli olarak hesaplanması gerekir. Bu sayede obezite riskini düşürmek için en önemli adımı atmış olursunuz. Düzenli olarak egzersiz yapmak çok önemlidir. Tempolu yürüyüş, bisiklete binme, yüzme ya da benzeri aktivitelerden size en uygun olanını düzenli olarak yapmaya özen göstermelisiniz. Gıdalardan aldığınız kaloriden daha fazlasını yakmanız egzersiz planınızın ilk hedefi olmaldır. Obezite nasıl tedavi edilir? Obezite tedavisinde öncellikle alanında uzman bir diyetisyen ve egzersiz uzmanı desteği ile fazla kiloların verilmesi sağlanır. Diyetisyen hastanın beslenme alışkanlıklarını tamamen değiştirerek düzene sokulmasını sağlar. Kalorisi düşük, besleyici özelliği yüksek, dengeli bir beslenme alışkanlığı edindirilir. En önemlisi ise porsiyonların küçültülmesi sağlanır. Egzersiz uzmanı ise kişinin genel vücut yapısı ve sağlığına uygun bir egzersiz programı hazırlar. Egzersizlerin düzenli ve istikrarlı bir şekilde yapılmasını sağlayarak aşırı kiloların verilmesine yardımcı olur. Obezite rehabilitasyonu nasıl uygulanır? Obezite rehabilitasyonu fizik tedavi uzmanları tarafından uygulanan son derecede etkili bir tedavi programıdır. Hasta öncellikle özel bir ekip tarafından değerlendirmeye alınır ve kişiye özel bir tedavi programı çıkarılır. Obezite rehabilitasyonu ile sadece kişinin fazla kilolarından kurtulması değil, aynı zamanda yandaş hastalıkların tedavisi de sağlanır. Kas ve iskelet sistemindeki bozukluklar başta olmak üzere akıllı egzersiz, masaj vb. uygulamalarla kişinin genel sağlığının da düzeltilmesi hedeflenir. Obezite rehabilitasyonunda kişinin yaşı, kilosu, genel sağlık durumu da dikkate alınarak tedavi planlanır. Diyet ve egzersiz uzmanı da dahil edilerek tam kapsamlı bir terapi programı çıkarılır. Akıllı egzersiz araçları ile hastanın daha kolay ve istikrarlı bir şekilde egzersiz yapması sağlanır. Hastanın diyet ve egzersiz programına tam uyum sağlaması ile ayda ortalama 4 ya da 5 kilo vermesi sağlanabilir. Obezite rehabilitasyonu süreci hastanın vücut kitle indeksinin normal seviyeye çekilmesi ile tamamlanır. Hasta ilk aydan itibaren kilo vermenin sağlıklı kaslara sahip olmanın sağladığı avantajla programa daha büyük hevesle katılır.

Detaylı Bilgi
Bel Fıtığı ve Boyun Fıtığı

Bel Fıtığı ve Boyun Fıtığı

Bel ve Boyun Fıtıkları Nasıl Meydana Gelir? Boynumuzda 7 belimizde ise 5 adet omurga kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdak yapılar mevcuttur. Diskler omurganın hareketliliğine katkıda bulunduğu gibi omurga üzerine binen yüklerin dengeli bir şekilde dağılmasına yardımcı olur. Boyun ve bel fıtıkları adeta bir amortisör gibi görev yapan bu disklerin bozulması ve taşması sonucu ortaya çıkan hastalıklardır. Bel Ve Boyun Fıtıkları Nasıl Tedavi Edilir? Bel ve boyun fıtıklarını büyük bir çoğunluğu cerrahi girişim gerekmeksizin tedavi edilebilir. Çok az hasta özellikle felç bulguları olan hastada ise cerrahi operasyonlar tedavide yer almaktadır. Cerrahi olmayan tedavi yöntemleri arasında ilaç tedavileri, fizik tedavi uygulamaları (sıcak uygulamalar, elektrik akımları, ultrasound uygulamaları, lazer vb), lokal enjeksiyonlar, manipülasyon uygulamaları, egzersiz fizyoterapisi en sık kullanılan tedavi seçenekleridir. Yukarıda sayılan klasik tedavi yöntemlerinin yanı sıra son yıllarda fıtık hastalarının tedavisinde daha başarılı sonuçlar veren yeni tedavi yöntemleri de geliştirilmiştir. Bu yöntemlerden bir tanesi ülkemizde ilk olarak hastanelerimizde uygulanmaya başlanan Dikey Traksiyon tedavisidir. Dikey traksiyon cihazları hastaya kolay uygulanmakta ve fıtıklaşan disk üzerine doğal yollardan çekme uygulayarak hastalığı tedavi etmektedir. Diğer bir yöntem ise bilgisayar destekli Dekompresyon cihazlarıdır. (Spinal Dekompresyon Sistemi) Bu sistem üstün teknoloji olup fıtıklaşan diske direk yoldan etki ederek baskıyı ortadan kaldırmakta ve dolayısıyla hastalığı tedavi etmektedir. Bel ve boyun fıtığı hastalarının ameliyata yönlendirilmesine gerek kalmamaktadır. Bel fıtığı ve boyun fıtığı hastalarında kullanılan, Spinal Dekompresyon Sistemi ( DRX 9000 C) ameliyat olması önerilen ya da ameliyat olup iyileşememiş hastalarda, başarı oranı %74 olan ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Ayrıca son yıllarda fıtık tedavisinde başarıyla kullanılan diğer bir yöntem Ozon Uygulamalarıdır.Fıtık olan omurga bölgesine yumuşak doku içine lokal olarak ozon uygulaması yapılabileceği gibi fıtıklaşmış disk içine yada omurilik kanalına da enjeksiyon yapılabilmektedir. Sonuç olarak günümüzde bel ve boyun fıtıkları ameliyatsız tedavi edilebilen hastalıklar grubuna girmiştir.

Detaylı Bilgi
Enjeksiyonlar

Enjeksiyonlar

Enjeksiyonlar, belirli ilaçları ağız yoluyla kullanmak yerine doğrudan sorunlu bölgeye uygulamak amacıyla yapılan bir tedavi yöntemidir. Başta hareket sistemi hastalıkları ve romatizmal hastalıklar olmak üzere pek çok ağrılı sendromun tedavisinde kullanılmaktadır.   Günümüzde bölgesel olarak enjeksiyon yoluyla kullanılan ilaçların en önemlileri: Lokal Anestezikler Bu iki ilaç türünden en çok tartışılanı kortizonlu ilaçlardır. Kortizonlu ilaçlar tek başına veya lokal anesteziklerle birlikte çok çeşitli ağrılı durumları tedavi amacıyla kullanılabilirler. Örneğin el ve ayaktaki ağrılı sendromlar, fibromiyalji, donuk omuz gibi hareket kısıtlılığı ile birlikte olan durumlar, tendinit, karpal tünel sendromu, bel ve boyundaki fıtıklar, kas spazmları ve bazı eklem rahatsızlıklarında kortizonlu ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Romatizmal hastalıkların akut dönemlerinde eklem içine de kortizon enjeksiyonları yapılabilir; ancak bu tedavi yönteminde vazgeçilemez bazı şartlar vardır. Bu işin uzmanı ve deneyimli bir hekim tarafından yapılmalıdır. Steril şartlara dikkat edilmelidir. Eklemdeki hastalığın mikrobik olmadığı kesinlikle bilinmelidir. 1 veya 2 kez yapıldığı halde istenen sonuç alınamıyorsa tekrar edilmemelidir. En sık görülen diz ağrısı nedenlerinden diz artrozunda yani kireçlenmesinde, erken dönemde yapılmamalıdır. Eklem içindeki veya çevresindeki yapılarda yırtık şüphesi varsa yapılmamalıdır. Bu koşullara uyulduğu takdirde eklem içine veya eklem çevresine yapılan kortizon enjeksiyonları çok etkili bir tedavi yöntemi olup, diğer ilaçlarla ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabilir. Enjeksiyonlar Hakkında Son yıllarda artrozlu eklemlere yapılan bir başka enjeksiyon yöntemi daha geliştirilmiştir. Bilindiği gibi artroz yani eklem kireçlenmesi, kemiklerin arasındaki kıkırdağın aşınması sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Aşınma sonucu kıkırdak yüzeyi bozulmakta ve kıkırdağı besleyen eklem sıvısının miktarı azalmaktadır. Bu kayıpları telafi etmek amacıyla etken maddesi Hiyalüronik asit olan ilaçları enjeksiyon yoluyla eklem içine vermek ve kıkırdaktaki hasarı kısmen onarmak mümkündür. Genellikle horoz ibiğinden yapılan veya sentetik yoldan elde edilen bu ilaçlar, birer haftalık aralıklarla üç kez art arda uygulanır ve 6 ayda bir tekrar edilebilir. Diğer tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanabildiğinden hastalar tarafından tercih edilen bir şeklidir. Burada da kortizon enjeksiyonlarındaki koşullara aynen dikkat etme zorunluluğu vardır. Mutlaka bu konuda deneyimli bir uzman hekim tarafından yapılmalı, eklemde iltihap bulunmadığından emin olunmalıdır. Bazen herhangi bir ilaç vermeden sadece aşırı artmış eklem sıvısını almak amacıyla da enjeksiyon yapılabilir. Eklem ponksiyonu adı verilen bu tedavi yönteminin amacı, travma veya romatizmal hastalıklar sonucunda artan eklem sıvısını boşaltıp eklemi rahatlatmak ve bu sıvı içinde biriken zararlı maddeleri ortamdan uzaklaştırmaktır. Bu işlemin mutlaka steril şartlar altında, deneyimli bir hekim tarafından yapılması ve enjeksiyondan sonra hastanın takip edilmesi gerekir. Şüpheli durumlarda alınan eklem sıvısı tahlile gönderilir ve içinde iltihap olup olmadığı araştırılır. Normal şartlarda eklem için hayati önemi olan eklem sıvısında aşırı artış olmadan bu işlemin yapılmaması gerekir. Aksi takdirde faydadan çok zarar meydana gelir. O nedenle bu yönteme karar verecek hekimin bilgisi ve deneyimi çok önemlidir. İlaçlı enjeksiyon yöntemlerinden başka ağrılı noktalara, herhangi bir ilaç vermeden yalnızca iğne batırılarak yapılan bir tedavi yöntemi daha vardır. “Kuru iğne tedavisi“ adı verilen bu yöntemde ağrılı bölgeye, ilaç vermeden iğneler batırılıp çıkarılır. Amaç o bölgedeki ağrılı sinir uçlarının hassasiyetini azaltmak ve ağrı iletimini engellemektir. Uzak Doğuda binlerce yıldır başarıyla uygulanan akupunktur tedavisine benzeyen bu tedavi yöntemi son yıllarda Batı ülkelerinde oldukça yaygınlık kazanmıştır. İlaç enjekte edilmediğin ilaçlara bağlı herhangi bir yan etki söz konusu değildir. Diğer tedavilerle ve fizik tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Başta fibromiyalji olmak üzere, bel ve boyun fıtıklarında, ağrılı kas spazmlarında, ağrılı eklem hastalıklarının tedavisinde etkili olan bir tedavi yöntemidir. Buna benzer bir diğer tedavi şekli “Mezoterapi”dir. Küçük uçlu enjektörlerle az miktardaki lokal anestezik maddelerin vücuda belirli noktalardan enjekte edilmesiyle yapılan bir tedavi yöntemidir. Kullanılan ilacın miktarı çok az olduğundan ilaca bağlı yan etkiler görülmez. Uygulama sırasında steril koşullara dikkat edilmesi, iltihap şüphesi olan bölgelere ve açık yaraların yakınına yapılması gerekir. Mezoterapi’ye benzer şekilde uygulanan, ancak lokal anestezikler yerine dekstroz solüsyonu kullanılarak yapılan bir diğer enjeksiyon tedavi yöntemi “Proloterapi” dir. Küçük uçlu enjektörlerle ağrılı bölge çevresine yapılan bu tedavi şeklinin de deneyimli hekimler tarafından uygulanması gerekir. En çok uygulandığı durumların başında kronik romatizmal hastalıklar, bel-boyun ağrıları, kas spazmları ve fibromiyalji gibi ağrılı rahatsızlıklar gelir.

Detaylı Bilgi